Makale

İnternet Ortamında Hukuki Sorumluluk: İçerik, Yer ve Erişim Sağlayıcılar

YazarAv. Ramazan Sertan SafsözAvukat

Yayımlandı
Güncellendi
İnternet Ortamında Hukuki Sorumluluk: İçerik, Yer ve Erişim Sağlayıcılarwww.adlibilisim.org

İnternet üzerinden yayımlanan bir içeriğin kullanıcıya ulaşması tek kişinin faaliyetiyle gerçekleşmez. İçeriği üreten kişi, barındırma altyapısını işleten hizmet sağlayıcı, kullanıcının internete bağlanmasını sağlayan işletme ve sosyal ağ gibi hizmetler farklı teknik işlevler üstlenebilir. Türk hukukunda bu işlevlerin bir kısmı 5651 sayılı Kanun ve ilgili düzenlemelerde ayrı hukuki statüler halinde tanımlanmıştır. Sorumluluk incelemesi, internet hizmetinde bulunan herkesi aynı konumda kabul etmek yerine somut aktörün içerikle, veriyle ve teknik süreçle ilişkisinin belirlenmesiyle başlamalıdır.

Teknik rol ile hukuki statü neden ayrılmalıdır

Bir internet sitesinin görünür yüzünde tek marka bulunabilir, fakat arka planda alan adı hizmeti, bulut altyapısı, içerik dağıtım ağı, erişim hizmeti ve üçüncü taraf yazılımları farklı işletmeler tarafından sağlanabilir. Bunların her biri teknik anlamda hizmet sunar. 5651 sayılı Kanundaki içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı ve erişim sağlayıcı kavramları ise belirli hukuki işlevlere bağlı statülerdir. Bir işletmenin genel olarak “internet şirketi” olması hangi kategoriye girdiğini tek başına göstermez.

Aynı kişi birden fazla rol de üstlenebilir. Kendi sitesinde içerik yayımlayan ve aynı zamanda bu içeriği kendi altyapısında barındıran işletmenin içerik üretimi ile barındırma faaliyeti farklı hukuki nitelikler taşıyabilir. Büyük platformlarda ise kullanıcı içeriği ile platformun bizzat ürettiği içerik ayrımı önem kazanabilir. Statü, marka adından değil somut hizmetin yapısından çıkarılır.

İçerik sağlayıcının konumu

İçerik sağlayıcı, internet ortamında sunulan bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan kişiyle bağlantılı bir statüdür. Hukuki sorumluluğun içeriği üreten kişiye yönelmesi, genel sorumluluk ilkeleriyle de uyumludur. Bir kişinin kendi oluşturduğu hukuka aykırı içeriği internet üzerinden yayımlaması, içeriğin teknik olarak başka bir şirketin sunucusunda tutulması nedeniyle sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İçerik sağlayıcının sorumluluğu da yalnız 5651 sayılı Kanuna indirgenemez. Yayımlanan içerik somut olaya göre ceza hukuku, kişilik hakları, fikri mülkiyet, kişisel verilerin korunması veya haksız rekabet hükümleriyle ilişki kurabilir. 5651 sayılı Kanun internet ortamındaki aktörleri ve belirli tedbirleri düzenlerken, içeriğin esasen hukuka aykırı olup olmadığı başka normlardan kaynaklanabilir.

Üçüncü kişiye ait içeriğe bağlantı verilmesi ayrıca değerlendirilir. Bağlantı veren kişinin içeriği benimsemesi, sunuş biçimi ve bağlantının bağlamı hukuki sonuca etki edebilir. İnternetteki her bağlantının bağlantı verilen tüm içerikten otomatik sorumluluk doğurduğu kabul edilemeyeceği gibi, bağlantının hiçbir durumda hukuki anlam taşımadığı da söylenemez.

Yer sağlayıcının teknik ve hukuki işlevi

Yer sağlayıcı, hizmet ve içeriklerin barındırılmasını sağlayan veya sistemlerini işleten aktör olarak tanımlanır. Kullanıcının internet sitesini, uygulama verisini veya başka içeriğini sunucuda tutan hizmet bu işleve örnektir. Yer sağlayıcı çoğu durumda içeriğin yazarı veya editörü değildir. Teknik altyapı sağlamak ile içeriği üretmek arasındaki bu fark sorumluluk rejiminin merkezinde yer alır.

Türk hukukunda yer sağlayıcı için genel ve sınırsız bir önceden içerik denetimi yükümlülüğü öngörülmemesi, barındırma hizmetinin ölçeği ve teknik niteliğiyle bağlantılıdır. Buna karşılık kanunun veya yetkili makamın öngördüğü durumlarda içeriğe ilişkin bildirim, çıkarma, bilgi verme veya kayıt yükümlülükleri ortaya çıkabilir. Hangi yükümlülüğün mevcut olduğu değerlendirilirken yürürlükteki kanun metni, ikincil düzenlemeler ve somut hizmet türü birlikte kontrol edilmelidir.

Yargıtayın özel hukuk kararlarında da barındırma hizmeti veren kişinin içeriğin sahibiyle aynı konumda değerlendirilmediği, fakat hukuka aykırı içerikten haberdar olma ve buna rağmen gerekli davranışı göstermeme gibi olguların sorumluluk incelemesinde önem kazanabildiği görülür. Bu yaklaşım, teknik aracılık ile içerikten doğan doğrudan sorumluluğu ayıran daha geniş internet hukuku mantığıyla uyumludur.

Erişim sağlayıcının konumu

Erişim sağlayıcı, kullanıcıların internete erişmesini sağlayan aktördür. Sabit veya mobil internet hizmeti sunan işletmeler bu işlevin tipik örnekleridir. Erişim sağlayıcı kural olarak kullanıcının hangi içeriği ürettiğini belirlemez ve ziyaret edilen sitenin içeriğini barındırmaz. Veri paketlerinin ağ üzerinden iletilmesini sağlayan teknik konum, içerik üretiminden farklıdır.

Bu farklılık sorumluluk yaklaşımını da değiştirir. Erişim sağlayıcıdan içerik editörü gibi davranması beklenemez. Buna karşılık erişimin engellenmesi kararlarının uygulanması, belirli trafik bilgilerinin mevzuata uygun şekilde tutulması veya yetkili makamlarla kanuni çerçevede iş birliği yapılması gibi yükümlülükler bulunabilir. Teknik aracılık rolü hukuki yükümlülüğün yokluğu anlamına gelmez, yükümlülüğün türünün içerik sağlayıcıdan farklı olduğunu gösterir.

Sosyal ağ sağlayıcının ayrılaşan statüsü

Sosyal ağ hizmetleri klasik içerik, yer ve erişim sağlayıcı ayrımının üzerine yeni bir düzenleyici katman eklemiştir. Kullanıcıların metin, görüntü, ses, konum veya başka içerikleri oluşturmasına, görüntülemesine ve paylaşmasına imkan veren platformlar için Türk hukukunda sosyal ağ sağlayıcıya özgü yükümlülükler geliştirilmiştir. BTK'nın Sosyal Ağ Sağlayıcı Hakkında Usul ve Esasları bu alanın ikincil düzenlemelerinden biridir.

Sosyal ağ sağlayıcının varlığı, platformdaki her kullanıcı içeriğini platformun kendi içeriğine dönüştürmez. Platformun algoritmik sıralama, reklam, öneri ve içerik yönetimi işlevleri ise klasik barındırma hizmetinden daha etkin bir teknik rol yaratabilir. Mevzuat bu nedenle temsilcilik, başvuruların cevaplanması, raporlama ve belirli tedbirlerin uygulanması gibi özel yükümlülükler kurabilir. 2026 yılında 5651 sayılı Kanunda yapılan yeni değişiklikler de sosyal ağ hizmetlerinin düzenleyici rejiminin gelişmeye devam ettiğini göstermektedir.

İçerikten haberdar olma ve bildirim

Aracı hizmet sağlayıcıların sorumluluğunda “haberdar olma” kavramı sık karşılaşılan bir eşiktir. Ancak her e-posta veya kullanıcı şikayeti aynı hukuki sonucu doğurmaz. Bildirimin içeriği, hukuka aykırılığın niteliği, kanunun aradığı usul, kararın yetkili makamdan gelip gelmediği ve hizmet sağlayıcının hangi statüde bulunduğu değerlendirilmelidir.

İçeriğin hukuka aykırılığı her zaman teknik sağlayıcının tek başına çözebileceği kadar belirgin olmayabilir. Hakaret, eleştiri, haber verme hakkı, kişilik hakkı veya fikri hak uyuşmazlıkları bağlama bağlı hukuki değerlendirme gerektirebilir. Hizmet sağlayıcıya sınırsız ön sansür sorumluluğu yüklemek ifade özgürlüğü üzerinde aşırı etki doğurabilir. Buna karşılık açık bir kanuni kararın veya belirli hukuka aykırılık bildiriminin tamamen görmezden gelinmesi de sorumluluk doğurabilir.

Erişimin engellenmesi ile içeriğin çıkarılması aynı işlem değildir

İnternet hukukunda müdahale türlerinin teknik sonucu birbirinden ayrılır. İçeriğin yayından çıkarılması, içeriğin kaynaktan kaldırılmasını hedefler. Erişimin engellenmesi ise kullanıcıların belirli içerik veya hizmete ulaşmasını teknik yöntemlerle önlemeye yönelir. Bir içeriğin belirli ülkeden erişilememesi, sunucudan silindiği anlamına gelmez. Benzer biçimde kaynakta kaldırılan içeriğin başka kopyaları farklı adreslerde bulunabilir.

Hukuki kararın hangi tedbiri öngördüğü bu nedenle teknik uygulamayla uyumlu olmalıdır. URL düzeyinde engelleme, alan adına yönelik tedbir veya tüm hizmete erişimin sınırlandırılması farklı müdahale yoğunlukları yaratır. Anayasa Mahkemesinin 5651 sayılı Kanunla ilgili norm denetimi kararlarında ifade ve basın özgürlüğü, masumiyet karinesi, etkili başvuru ve tedbirlerin sınırları gibi anayasal güvenceler değerlendirilmiştir. İnternet içeriğine müdahale yalnız teknik icra meselesi değildir.

Temel haklar arasında denge

Çevrim içi içerik uyuşmazlıklarında bir kişinin özel hayatı veya itibarı korunurken başka kişinin ifade özgürlüğü ve toplumun bilgi alma hakkı etkilenebilir. Kişisel veri içeren yayın bakımından veri koruma hukuku da değerlendirmeye katılabilir. Bu nedenle içerik kaldırma veya erişim sınırlama mekanizmaları tek bir hakkı mutlaklaştırmadan yürütülmelidir.

İfade özgürlüğü hukuka aykırı her içeriği korumaz. Aynı şekilde kişilik hakkı iddiası da eleştirel her yayının kaldırılmasını gerektirmez. İçeriğin kamusal tartışmaya katkısı, hedef alınan kişinin konumu, kullanılan dil, verinin niteliği ve müdahalenin kapsamı somut olayın dengesini etkileyebilir. İnternetin hızlı yayılma özelliği zararı artırabilir, fakat aynı özellik otomatik ve sınırsız kaldırma yetkisi doğurmaz.

Kayıt yükümlülüğü ve veri koruma ilişkisi

İnternet aktörlerinin mevzuattan doğan belirli trafik veya erişim kayıtlarını tutması, güvenlik ve soruşturma ihtiyaçlarıyla kişisel verilerin korunması arasında ilişki kurar. Log kaydı hukuki yükümlülüğün gereği olabilir, bu durum kaydın sınırsız süreyle ve her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez. Saklama amacı, süresi, erişim yetkileri ve güvenlik önlemleri ilgili özel mevzuat ile kişisel veri koruma ilkeleri birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Teknik kayıtların yetkili makama verilmesi de kendi hukuki dayanağını gerektirir. Özel şirketin elinde bulunan verinin soruşturmada yararlı olması, kamu makamının o veriye her yöntemle erişebileceği sonucunu doğurmaz. Veri talebinin ceza muhakemesi, iletişimin gizliliği ve kişisel veri koruması bakımından dayanağı ayrıca incelenmelidir.

Yabancı hizmet sağlayıcılar ve ülke sınırı

İnternet hizmetinin küresel olması, sağlayıcının yurt dışında bulunması halinde sorumluluk ve tedbirlerin uygulanmasını karmaşıklaştırır. Platformun Türkiye'de kullanıcıya hizmet sunması, yerel temsil mekanizmaları, veri talebi ve kararların uygulanabilirliği özel düzenlemelere konu olabilir. Yine de bir yabancı platformun kendi ülkesindeki hukuki statüsü ile Türk hukukundaki statüsü aynı kabul edilemez.

Avrupa Birliğinin Dijital Hizmetler Tüzüğü çevrim içi aracılık hizmetleri için farklı ölçek ve risklere göre ayrıntılı yükümlülükler kurmuştur. Bu düzenleme Türk hukukunda genel olarak doğrudan uygulanmaz. Karşılaştırmalı açıdan önemi, modern internet hukukunun aracıları tek tip kabul etmek yerine barındırma, platform, çok büyük platform ve risk yönetimi gibi farklılaştırılmış modeller geliştirdiğini göstermesidir.

Sözleşme şartları hukuki sorumluluğun tamamını belirlemez

Platformların kullanım koşulları hangi içeriğe izin verildiğini ve hesabın hangi hallerde sınırlandırılabileceğini belirleyebilir. Bu kurallar kullanıcı ile platform arasındaki sözleşmesel ilişkinin parçasıdır. Bir içeriğin platform politikasına aykırı olması ile hukuka aykırı olması aynı kavram değildir. Platform, hukuken ifade özgürlüğü korumasından yararlanabilecek bir içeriği kendi hizmet koşulları çerçevesinde kaldırabilir, bunun sözleşme ve tüketici hukuku yönünden ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Tersine, kullanım koşullarının içeriğe izin vermesi kanundan doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Platform sözleşmesi ceza normunu, kişilik hakkını veya veri koruma yükümlülüğünü bertaraf edemez. Özel düzen ile kamu hukuku yükümlülüklerinin sınırı korunmalıdır.

Alan adı, CDN ve bulut sağlayıcısı hangi kategoriye girer

İnternet hizmetinde kullanılan her teknik tedarikçi 5651 sayılı Kanundaki kategorilerden birine otomatik olarak yerleştirilemez. Alan adı kayıt kuruluşu çoğu kez alan adının tahsisiyle ilgilenir, içerik barındırmayabilir. İçerik dağıtım ağı kullanıcıya verinin daha hızlı ulaştırılması için önbellekleme ve ağ hizmetleri sunabilir. Bulut sağlayıcısı ise altyapı, platform veya yazılım hizmeti modeline göre farklı teknik hakimiyet düzeylerine sahip olabilir.

Bu aktörlerin statüsü somut hizmet sözleşmesi ve teknik mimari üzerinden belirlenmelidir. Aynı bulut şirketi bir müşteriye yalnız sanal sunucu sağlarken başka hizmette uygulamanın kendisini işletebilir. Marka adı üzerinden tek sorumluluk modeli kurmak yanıltıcı olur. Hukuki tanımdaki işlev ile fiilen sunulan hizmet karşılaştırılmalıdır.

İçerik moderasyonu ile kanuni kaldırma yükümlülüğü farklıdır

Platformlar topluluk kuralları gereği hukuken suç oluşturmayan veya kişilik hakkı ihlali sayılmayan içerikleri de kaldırabilir. Şiddet görüntüsü, spam, yanlış bilgi veya belirli reklam türleri platform politikalarıyla sınırlandırılabilir. Bu kararlar özel hizmet ilişkisinden kaynaklanırken mahkeme veya yetkili makam kararının icrası kamu hukukundan doğan farklı bir yükümlülüktür.

İki mekanizmanın ayrılması başvuru yolları bakımından önem taşır. Kullanıcı platformun kendi moderasyon kararına sözleşme veya tüketici hukuku çerçevesinde itiraz edebilir. Kanuni erişim engeli ise ilgili usul ve yargısal denetim mekanizmalarına tabidir. Platform politikası resmi sansür kararı olmadığı gibi, resmi karar da yalnız platformun özel koşullarına dayanmaz.

Şeffaflık sorumluluk değerlendirmesini kolaylaştırır

Aracı hizmet sağlayıcının hangi başvuruyu ne zaman aldığı, hangi işlemle cevap verdiği ve kararın teknik olarak nasıl uygulandığı sonradan doğabilecek uyuşmazlıkta önem taşıyabilir. Büyük ölçekli hizmetlerde düzenli şeffaflık raporları da içerik müdahalelerinin kapsamını görünür kılabilir. Kayıt tutma, hukuki yükümlülüğün varlığı ve kişisel veri sınırları içinde tasarlanmalıdır.

Şeffaflık, her içeriğin veya başvurucunun kimliğinin kamuya açıklanması anlamına gelmez. Kullanıcı mahremiyeti ve ticari sırlar korunurken karar süreçlerinin ölçülebilir ve denetlenebilir olması mümkündür. Bu yaklaşım teknik aracılık faaliyetinin hukuki sorumlulukla temas ettiği noktaları daha anlaşılır hale getirir.

Bir hizmet sağlayıcının sorumluluğu kararın muhatabıyla da bağlantılıdır

İçeriğin kaldırılması veya erişimin sınırlandırılması kararı teknik olarak doğru aktöre yöneltilmediğinde tedbir etkisiz kalabilir. İçeriği barındırmayan erişim sağlayıcıdan kaynağın silinmesi, yalnız barındırma hizmeti veren işletmeden abonenin fiziksel internet bağlantısının kesilmesi beklenemez. Hukuki kararın muhatabı ile aktörün teknik kapasitesi uyumlu olmalıdır.

Bu uyum ölçülülüğe de hizmet eder. Belirli URL üzerindeki içerik sorun yaratıyorsa bütün alan adına veya hizmete yönelik müdahale çok daha geniş ifade ve bilgiye erişim etkisi doğurabilir. Teknik mimarinin anlaşılması hukuki tedbirin kapsamını dar ve etkili biçimde kurmaya yardımcı olur.

Sorumluluğun doğru kurulması

İnternet uyuşmazlığında ilk bakılması gereken yalnız “içerik nerede yayımlandı” sorusu değildir. İçeriği kim oluşturdu, teknik olarak kim barındırıyor, kullanıcı internete kim üzerinden erişiyor, platformun içerik üzerinde hangi kontrolü var ve hangi bildirim ya da karar hangi aktöre yöneltilmiş soruları farklı sorumluluk ilişkilerini açığa çıkarır.

5651 sayılı Kanun bu aktörlerin önemli bir bölümünü tanımlayan ana kaynaklardan biridir, fakat bütün internet sorumluluğunu tek başına açıklamaz. Kişilik hakkı, ceza sorumluluğu, kişisel veri, fikri hak, tüketici ilişkisi ve sözleşme hükümleri olayın niteliğine göre ayrıca uygulanabilir. İnternet hukukunda güvenilir nitelendirme, teknik rolü doğru saptayıp her aktöre yalnız kendi hukuki konumundan kaynaklanan yükümlülüğü yüklemekle mümkündür.

Kaynaklar

  1. 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı.Erişim: Kaynağı aç
  2. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sosyal Ağ Sağlayıcı Hakkında Usul ve Esaslar.Erişim: Kaynağı aç
  3. Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanunda değişiklik öngören bazı kuralların iptaline ilişkin E.2020/76 sayılı karar hakkında basın duyurusu.Erişim: Kaynağı aç
  4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, özellikle m. 13, 20, 22, 26, 38 ve 90.Erişim: Kaynağı aç
  5. European Union, Regulation (EU) 2022/2065 (Digital Services Act).Erişim: Kaynağı aç
  6. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı.Erişim: Kaynağı aç
  7. 7578 sayılı Kanun, 5651 sayılı Kanunda 2026 yılında yapılan değişiklikler, UYAP Mevzuat ve İçtihat Programı.Erişim: Kaynağı aç
  8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/618, K. 2019/8167, internet yer sağlayıcısının hukuki sorumluluğuna ilişkin değerlendirme.Erişim: Kaynağı aç