Makale
IMEI ve Baz İstasyonu Kayıtlarının Failin Belirlenmesindeki İspat Sınırları
- Yayımlandı
- Güncellendi
Bir telefonun olay bölgesindeki baz istasyonundan hizmet alması, o telefonu belirli bir kişinin kullandığını ve kişinin suçun işlendiği noktada bulunduğunu aynı anda kanıtlamaz. IMEI kaydı ekipmanla, baz istasyonu kaydı ise şebeke bağlantısıyla ilgilidir. Failin belirlenmesi, bu teknik ilişkilerin olay tarihindeki fiili kullanım ve isnat edilen davranışla birleştirilmesini gerektirir. Cihaz ile kişiyi, kapsama alanı ile kesin konumu özdeşleştiren değerlendirmeler delilin taşıyabileceğinden daha geniş sonuçlar üretir.
Bu kayıtların değeri, yalnız bir numaranın diğer bir numarayla eşleşmesinden doğmaz. Eşleşmenin ne zaman, hangi şebeke işlemi sırasında ve hangi kayıt sistemi tarafından oluşturulduğu bilinmelidir. IMEI bir kişi kimliği, baz istasyonu adresi de telefonun kesin koordinatı değildir. Buna karşılık kayıtlar hiçbir bilgi taşımayan veriler de sayılmaz. Doğru soruya yöneltilmiş teknik inceleme, cihaz kullanımının sürekliliğini, belirli bir hareket iddiasının uyumluluğunu ve farklı anlatımlar arasındaki çelişkileri değerlendirmeye yardımcı olabilir.
IMEI bilgisinin gösterdiği ekipman ilişkisi
IMEI, mobil ekipmanın tanımlanmasında kullanılan bir bilgidir. Telefon hattının abonelik sahibiyle aynı şeyi göstermez. NIST mobil cihaz inceleme rehberinin kimlik ayrımları, ekipman tanımlayıcısıyla abone ve SIM tanımlayıcılarının ayrı tutulmasını gerektirir. Bir hattın belirli IMEI ile görülmesi, ilgili kaydın kapsadığı şebeke olayında o ekipman tanımlayıcısının kullanıldığını gösterir. Kayıt düzeninin kapsamı bilinmeden bunun telefonun gün boyunca kesintisiz aynı kişi tarafından kullanıldığı anlamına geldiği söylenemez.
Cihaz kutusunda, sistem ekranında ve operatör çıktısında bulunan IMEI bilgilerinin aynı olması yararlı bir eşleşmedir. Bununla birlikte her verinin hangi yöntemle elde edildiği belirtilmelidir. Kutunun ele geçirilen cihazla ilişkisi araştırılmadan kutudaki numara esas alınmamalıdır. Çift SIM destekleyen cihazlarda birden fazla IMEI bulunabilmesi de eşleştirmeyi etkileyebilir. Aynı fiziksel cihazın farklı kimlikleri, iki ayrı telefon varmış gibi yorumlanmamalıdır. Ürün ve yapılandırma bilgisi bu değerlendirmede gereklidir.
BTK'nın Merkezi Cihaz Kayıt Sistemi açıklamaları, cihaz veya anakart değişikliklerinde eski ve yeni IMEI bilgilerinin ilişkilendirilebildiğini gösterir. Bu nedenle aynı kişinin telefonunda farklı bir IMEI görülmesi her zaman cihazın bütünüyle başka bir kullanıcıya geçtiğini kanıtlamaz. Servis değişimi iddiası varsa belge ve işlem geçmişi incelenebilir. İddianın soyut biçimde ileri sürülmesi yeterli olmadığı gibi, mevcut servis belgesinin hiçbir değerlendirme yapılmadan reddedilmesi de doğru olmaz.
Klonlama ve kimlik uyuşmazlıklarının incelenmesi
IMEI bilgisinin değiştirilmesi veya kopyalanması ihtimali her dosyada gerçekleşmiş kabul edilemez. Ancak aynı tanımlayıcının bağdaşmayan yer ve zamanlarda görünmesi gibi somut bir tutarsızlık varsa bunun açıklanması gerekir. Kayıtların farklı cihazlardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı, veri aktarım hatası bulunup bulunmadığı ve alanların doğru okunup okunmadığı araştırılır. Teknik ihtimalin varlığıyla somut olayda gerçekleştiğinin ispatı ayrılmalıdır. Sadece klonlama yapılabilir denilmesi bütün kayıtları değersiz hale getirmez.
Uyuşmazlık bazen baştaki sıfırların kaybolmasından, sayısal alanın elektronik tabloda farklı biçimde gösterilmesinden veya farklı uzunluktaki tanımlayıcıların karşılaştırılmasından doğabilir. İncelemeci, eşleştirmeyi ham kayıt üzerinde yeniden yapabilmelidir. Sunum dosyasında görülen numara özgün kayıttan farklıysa farkın nedeni belirlenmeden kişi bağlantısı kurulmamalıdır. Uzun bir cihaz tanımlayıcısının bilimsel gösterime dönüşmesi, basit bir biçim sorunu gibi görünse de yanlış eşleşmeye neden olabilir.
Klonlama şüphesi araştırılırken yalnız uyuşmayan kayıtlar seçilmemelidir. Uyumlu kayıtların dağılımı, hattın önceki ve sonraki cihaz kullanımı ve olay tarihindeki şebeke bilgileri birlikte ele alınmalıdır. Böylece tek bir sıra dışı veri nedeniyle bütün geçmişin reddedilmesi veya bütün geçmiş uyumlu diye sıra dışı verinin yok sayılması önlenir. Raporda hangi kayıtların güvenle aynı ekipmana bağlanabildiği, hangileri hakkında teknik belirsizlik bulunduğu ayrı gösterilmelidir.
Baz istasyonu adresinden telefon konumuna geçiş
Baz istasyonu kaydı, telefonun belirli bir şebeke hücresinden hizmet aldığını gösterebilir. İstasyonun haritadaki yeri, telefonun bulunduğu nokta değildir. Anten yönü, sektör, arazi, binalar, şebeke yükü ve kapsama düzeni bağlantıyı etkileyebilir. Bu nedenle en yakın istasyonun mutlaka kullanıldığı varsayımına dayalı çıkarım güvenilir olmaz. Teknik rapor, somut kaydın hangi hücreyi gösterdiğini ve olay tarihinde o hücrenin hangi özelliklerle hizmet verdiğini araştırmalıdır.
Bugünkü baz istasyonu listesi geçmiş tarihli bir olay için doğrudan kullanılamaz. İstasyon eklenmiş, kaldırılmış, yeniden adlandırılmış veya sektör düzeni değiştirilmiş olabilir. Operatörden olay tarihindeki hücre bilgileri istenmelidir. Aynı hücre kodunun farklı dönemlerde aynı fiziksel konumu gösterdiği de doğrulanmalıdır. Harita üzerindeki işaretin güncel veri tabanından üretilmesi, geçmiş bağlantının konumunu doğru yansıttığı anlamına gelmez. Kaynağın tarihi raporda görünür olmalıdır.
Kapsama alanı çizimleri ölçüm, modelleme veya varsayıma dayanabilir. Bilirkişi bu yöntemlerden hangisini kullandığını açıklamalıdır. Bir istasyon çevresine keyfi yarıçaplı daire çizilmesi, bilimsel kapsama analizi olarak sunulamaz. Ölçüm yapılmışsa tarihi ve şartları, modelleme yapılmışsa kullanılan parametreler belirtilmelidir. Olay tarihinden sonra yapılan saha çalışmasının tarihsel şebekeyi ne ölçüde temsil ettiği ayrıca tartışılmalıdır. Kesin koordinat bulunmayan veriden kesin mesafe üretilemez.
Birlikte bulunma ve hareket iddiaları
İki telefonun aynı baz istasyonundan hizmet alması, telefonların aynı odada veya aynı binada bulunduğunu göstermez. Kapsama alanının büyüklüğü ve yapısı, birbirinden uzak kullanıcıların aynı hücrede görünmesine imkan verebilir. Bununla birlikte eşleşmelerin sıklığı, zaman yakınlığı ve güzergah boyunca devamlılığı olayla ilgili bir değerlendirme sağlayabilir. Bu değerlendirme yalnız eşleşen satırlara değil, eşleşmeyen dönemlere ve veri kapsamına da dayanmalıdır.
Örneğin varsayımsal olarak iki hattın bir alışveriş merkezine hizmet veren hücrede aynı saatlerde görülmesi, yüz yüze görüşmenin tek başına kanıtı değildir. Ortak işyeri, toplu etkinlik veya güzergah gibi açıklamalar dosyada dayanak buluyorsa araştırılır. Tekrarlayan eşleşmenin tesadüfi olup olmadığına ilişkin sayısal bir olasılık ileri sürülecekse karşılaştırma evreni ve hesaplama yöntemi açıklanmalıdır. Bilinmeyen nüfus yoğunluğundan kesin bir olasılık yüzdesi üretilemez.
Hareket analizi de kesintisiz takip ile karıştırılmamalıdır. Kayıtlar belirli şebeke olaylarında oluşuyorsa aradaki sessiz dönemlerde telefonun nerede olduğu bilinmeyebilir. İki bağlantı arasında çizilen düz çizgi, izlenen gerçek yolu göstermeyebilir. Yolculuk süresinin fiziksel olarak mümkün olup olmadığı değerlendirilebilir, fakat kayıtsız zamanın tamamını belirli bir güzergaha yerleştirmek ayrıca kanıt gerektirir. Telefonun kapalı olmasıyla kayıt bulunmaması da otomatik olarak eşitlenmemelidir.
Cihazı kullanan kişinin belirlenmesi
Bir cihazın şüphelinin üzerinde ele geçirilmesi, önceki bütün kullanımların ona ait olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Ele geçirme tarihi ile suç tarihi arasındaki süre, devir veya ortak kullanım iddiasının somutluğu ve cihazdaki kullanıcı izleri birlikte incelenmelidir. Hesap girişleri, cihazın kişiselleştirilmiş ayarları veya başka olay kayıtları kullanımı destekleyebilir. Her ek verinin elde edilme yolu ve ispat sınırı ayrı değerlendirilmelidir. Aynı varsayımın farklı belgelerde tekrarı bağımsız destek sayılmamalıdır.
Telefonun bir kişiye ait olduğu tartışmasız olsa bile belirli arama veya işlemi onun yaptığı ayrıca araştırılabilir. Cihazın kısa süreli ödünç verilmesi, işyerinde ortak kullanılması veya uzaktan erişim altında bulunması gibi açıklamalar somut olayla bağlantılıysa dikkate alınır. Her soyut ihtimalin sonsuza kadar araştırılması gerekmez. Ancak sonucu değiştirebilecek, tarih ve kişi bakımından belirli bir itirazın teknik cevap verilmeden geçiştirilmesi delil değerlendirmesini eksik bırakır.
IMEI, SIM ve baz kayıtları birlikte incelendiğinde birbirini tamamlayan bir kronoloji kurulabilir. Hat değişirken cihazın aynı kalması veya cihaz değişirken hattın sürmesi, kullanım ilişkilerini araştırmaya yardımcı olur. Bu bulguların hangisinin doğrudan kayda, hangisinin yoruma dayandığı gösterilmelidir. Cihaz sürekliliği bir olgu, bu sürekliliğin belirli kişiye bağlanması başka bir çıkarımdır. Suçun kast unsuru ise teknik eşleşmeden ayrı hukuki değerlendirme gerektirir.
Kayıt talebinin sınırları ve savunmanın erişimi
Geçmiş iletişim verilerinin teminiyle canlı yer belirleme veya sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi aynı işlem değildir. CMK 135 kapsamında tedbirin türü ve karar şartları istenen işlemin niteliğine göre belirlenmelidir. Bir kayıt talebinde bütün teknik işlemler tek bir genel iletişim araştırması ifadesi altında toplanmamalıdır. Anayasa'nın 20. ve 22. maddeleri bakımından kişi, süre ve veri kapsamının gerekçelendirilmesi gerekir. Kayıtların faydalı olması, yetki incelemesinin yerine geçmez.
Savunmanın önüne yalnız işaretlenmiş harita konulması, eşleştirmeyi denetlemek için yeterli olmayabilir. Haritanın üretildiği ham veriler, zaman dönüşümleri, hücre bilgileri ve kullanılan yöntem erişilebilir olmalıdır. Üçüncü kişilerin verilerinin korunması gerekiyorsa gerekli sınırlamalar gerekçeli ve ölçülü biçimde uygulanabilir. Bu sınırlamalar, sanığın kendisine yöneltilen teknik çıkarımı anlamasını ve itiraz etmesini fiilen olanaksız hale getirmemelidir. Mahkeme bu dengeyi somut veri üzerinden kurmalıdır.
CMK 67 çerçevesinde alınan uzman görüşü, baz kapsaması veya IMEI eşleştirmesi konusunda mahkeme bilirkişisinin raporunu sınayabilir. İki rapor arasındaki ayrılık yalnız sonuç cümleleri karşılaştırılarak çözülemez. Hangi ham verinin kullanıldığı, aynı tarih aralığının incelenip incelenmediği ve farklılığın yöntemden mi veri eksikliğinden mi kaynaklandığı belirlenmelidir. Yeni inceleme kararı verilecekse sorular önceki belirsizliği giderecek kadar somut kurulmalıdır.
Zaman çözünürlüğü ve karşılaştırma penceresi
Kayıtların karşılaştırılmasında aynı saat diliminin kullanılması yeterli değildir. Bir sistem saniye, diğeri dakika düzeyinde kayıt üretiyorsa eşzamanlılık iddiası bu farkı hesaba katmalıdır. Olay saatinin tanık tarafından yaklaşık verilmesi de üçüncü bir belirsizlik kaynağıdır. Bilirkişi, karşılaştırma penceresini neden belirli genişlikte seçtiğini açıklamalıdır. İstenen sonucu veren zaman aralığını seçip başka aralıkları dışarıda bırakmak incelemenin tarafsızlığını zedeler. Zaman aralığı genişledikçe aynı hücrede görünme ihtimalinin değerlendirmesi de değişebilir.
Telefon görüşmesi sırasında hücre değişmesi veya farklı kayıt sistemlerinin aynı olayı ayrı satırlarda göstermesi, hareket sayısını olduğundan fazla gösterebilir. Kayıtların tekilleştirilmesi gerekiyorsa hangi ölçütün kullanıldığı belirtilmelidir. Aynı saniyede oluşan iki satırın kesinlikle mükerrer olduğu da varsayılmamalıdır. Ham verinin alanları, olay türü ve işletmeci açıklaması birlikte incelenir. Yapılan dönüşümün geri izlenebilir olması, başka bir uzmanın aynı veriden farklı sonuca ulaşması halinde uyuşmazlığın kaynağını belirlemeyi sağlar.
Bir dosyada suçun saat 21.00 dolaylarında gerçekleştiği, telefonun ise 20.55 ve 21.20'de iki farklı hücrede görüldüğü varsayılsın. Bu iki kayıt arasında telefonun suç noktasına hiç yaklaşmadığı veya mutlaka oradan geçtiği sonucuna yalnız harita çizgisiyle ulaşılamaz. Kapsama alanları, ulaşım imkanları ve olay zamanının belirsizliği birlikte değerlendirilir. Diğer deliller daha dar bir zaman aralığı sağlıyorsa analiz yenilenebilir. Teknik verinin dışlayıcı gücü, ancak ilgili ihtimalle gerçekten bağdaşmayan kayıt bulunduğunda tartışılabilir.
İncelenen evrenin raporda gösterilmesi
Bir aylık veri içinden yalnız üç eşleşmenin rapora alınması, okurun diğer günlerdeki dağılımı görmesini engeller. Seçilen satırların bütün kayıtlar içindeki yeri belirtilmeli, çıkarılan kayıtların neden dışarıda bırakıldığı açıklanmalıdır. Başarısız bağlantılar, boş alanlar veya eksik hücre kodları değerlendirmeyi etkiliyorsa bunların sayısı ve niteliği rapora yansıtılmalıdır. Eksik verinin sıfır hareket gibi işlenmesi, istatistiksel görünümü değiştirebilir. Bu nedenle veri temizliği yalnız teknik hazırlık sayılmamalı, sonuç üzerindeki etkisi de tartışılmalıdır.
Olay bölgesinde görev yapan veya yaşayan bir kişinin düzenli baz eşleşmesi, o bölgede bulunmasının olağan sonucu olabilir. Suçla ilişki kurulurken kişinin olağan kullanım örüntüsü ile iddia edilen istisnai hareket ayrılmalıdır. Bu karşılaştırma da sınırsız kişisel veri toplanmasını haklı kılmaz. Araştırmanın kapsamı somut iddiayı sınamak için gerekli dönemle sınırlanmalı ve genişletme ihtiyacı ayrıca gerekçelendirilmelidir. Böylece hem eksik örneklemden doğan yanlış çıkarım hem de gereksiz mahremiyet müdahalesi önlenebilir.
Araştırmanın tekrarlanabilirliği için haritada kullanılan koordinat sisteminin ve mesafe hesabının belirtilmesi de yararlıdır. Enlem ve boylamın yanlış sırada okunması ya da farklı veri biçimlerinin karıştırılması hatalı bir konum üretebilir. Teknik denetim yalnız hukuki yorumun kontrolünden ibaret değildir. Haritaya aktarılan her kritik noktanın kaynak kayıttaki hücreyle doğru eşleştiği görülmelidir. Böyle bir hata saptanırsa sadece görsel düzeltilmemeli, hatadan etkilenen bütün çıkarımlar yeniden gözden geçirilmelidir.
Mahkeme kararında teknik sınırın korunması
Hükümde baz verisinin yalnız olay bölgesiyle uyum gösterdiği mi, belirli bir yer iddiasını dışladığı mı, yoksa başka delillerle birleşerek daha güçlü bir bağlantı kurduğu mu açıklanmalıdır. Uyum, tek başına doğrulama değildir. Çok geniş kapsama alanındaki bir bağlantının sağladığı destekle dar bir alanı güvenilir biçimde belirleyen incelemenin ağırlığı aynı olmaz. Mahkeme, teknik raporun kullandığı ihtiyatlı ifadeleri gerekçesinde kesinlik bildiren ifadelere dönüştürmemelidir.
Aynı kayıtların kişiyi olaydan uzaklaştıran yönleri de tartışılmalıdır. Suç saatindeki telefon hareketi başka bir anlatımla bağdaşmıyorsa bu çelişkinin neden etkili olmadığı veya hangi ek delille giderildiği gösterilmelidir. Bir telefonun belirli yerde bulunduğu kabul edilse dahi kişinin telefonu yanında taşımadığına ilişkin somut kanıt değerlendirilmeye devam eder. Ceza sorumluluğunun şahsiliği, teknik nesneye ilişkin tespitin insana hangi gerekçeyle bağlandığının açıklanmasını gerektirir.
Kayıtların yeterli olmaması ile hukuka aykırı elde edilmesi farklı sorunlardır. Hukuka uygun bir IMEI eşleşmesi failiyet için yetersiz kalabilir. Teknik bakımdan güçlü bir baz analizi ise hukuka aykırı elde edilen verilere dayanıyorsa ayrıca dışlama incelemesine tabi olur. CMK 217 uyarınca delilin duruşmada tartışılması ve hukuka uygunluğu korunurken, mahkemenin gerekçesi delilden çıkan sonucu onun gerçek teknik kapsamıyla sınırlamalıdır.
Kaynaklar
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, özellikle m. 63, 67, 68, 134, 135, 160, 206, 217 ve 230; Adalet Bakanlığı UYAP Mevzuat.Erişim: Kaynağı aç
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, m. 13, 20, 22, 36, 38 ve 141; Anayasa Mahkemesi resmi mevzuat metni.Erişim: Kaynağı aç
- NIST SP 800-101 Rev. 1, Guidelines on Mobile Device Forensics, Mayıs 2014, özellikle kimlik modülleri, operatör kayıtları, koruma ve analiz bölümleri.Erişim: Kaynağı aç
- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Merkezi Cihaz Kayıt Sistemi; IMEI ve cihaz/anakart değişikliği açıklamaları.Erişim: Kaynağı aç