Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/227 E. 2025/244 K.

İçtihat

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/227 E. 2025/244 K.

Karar merciiYargıtay Ceza Genel Kurulu

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/227 E. 2025/244 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas
2023/227
Karar
2025/244
Karar tarihi
11 Haziran 2025

Karar metni

Ceza Genel Kurulu         2023/227 E.  ,  2025/244 K.

"İçtihat Metni"

KARARI VEREN
YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 77-35
HÜKÜMLER : Görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davalarının dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle düşmesine ilişkindir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257/1, 43/1 ve 53/1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 27.10.2021 tarihli ve 13-34 sayılı hükmün katılan ... vekili, sanık ve sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 02.02.2022 tarihli ve 15070 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmiştir.
Ceza Genel Kurulunca 20.10.2022 tarih ve 78-649 sayı ile; sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün, sanığın katılan ...'a yönelik eyleminin suç oluşturmadığı ve katılan ...'a yönelik eyleminin sabit olduğu ancak sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesince yeniden yapılan yargılamada bozma kararına uyulmasına karar verilmiş, 15.03.2023 tarih ve 77-35 sayı ile sanık hakkında açılan kamu davalarının dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeni ile ayrı ayrı düşmesine karar verilmiştir.
Bu hükümlerin sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama istemli 09.05.2023 tarihli ve 53715 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve hükmün temyiz değil istinaf yoluna tabi olduğu gerekçeleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
III. İNCELEME KONUSU
Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan düşme hükümlerinin isabetli olup olmadığına ilişkin temyiz incelemesi yapılmış olup inceleme konusunun esasına geçilmeden önce bazı Ceza Genel Kurulu Üyelerince sanık müdafiinin, Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararı bulunup bulunmadığının tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle bu husus değerlendirilmiştir.
IV. GEREKÇE
1- Sanık müdafiinin Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararı bulunup bulunmadığı;
25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası hâline gelen İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) Ek 7 No.lu Protokolü'nün 2. maddesinde; ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğunun belirtilmesi, CMK'nın 304. maddesinin dördüncü fıkrasının; ilk derece mahkemesi tarafından verilen ve doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlere ilişkin usul kurallarını ihtiva etmesi ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 41. maddesinin ikinci fıkrası ile aynı Kanun’un 15. maddesinin üçüncü fıkrasında, ilk derece mahkemesi olarak Özel Dairelerce verilen hükümlerin Ceza Genel Kurulunca temyiz yoluyla inceleneceğinin belirtilmesi ile;
Ceza Genel Kurulunun 27.06.1994 tarihli ve 174-196 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 301-1800 sayılı, 07.06.2022 tarihli ve 246-411 sayılı kararları ile Özel Dairelerin duraksamasız uygulamalarına göre beraat kararlarının sanık tarafından gerekçeye yönelik olarak temyiz edilebileceğinin kabul edilmesi nazara alındığında, Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık müdafiin, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararı bulunduğu ve bu nedenle hükmün temyizen incelenmesinin olanaklı olduğu kabul edilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu üyesi; sanık müdafiin Özel Dairece dava zamanaşımı dolduğundan bahisle verilen düşme kararını sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmadığı görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
2- Sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan düşme hükümlerinin isabetli olup olmadığı;
İlk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Dairece sanığın katılan ... ve ...’a yönelik eylemleri nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan zincirleme şekilde görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükmün katılan ... vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Ceza Genel Kurulunca sanığın katılan ...'a yönelik eyleminin suç oluşturmadığı ve katılan ...'a yönelik eyleminin sabit olduğu, ancak sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği, bozma ilamına uyan Özel Dairece sanığın her iki katılana yönelik eylemi nedeniyle dava zamanaşımı dolduğundan düşme hükümleri verildiği anlaşılan olayda;
Sanığa isnat edilen ve eylemine uyan görevi kötüye kullanma suçunun yaptırımı TCK’nın 257/1. maddesinde 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince bu suça ilişkin asli dava zamanaşımı sekiz yıldır.
Suç tarihinde kamu görevlisi olan sanığın katılan ...’a yönelik eylemi nedeniyle; soruşturma izni verilmesinin teklif edildiği 30.04.2015 ile soruşturma izninin verildiği 05.06.2015 ve dosyanın tevdi kararı ile gönderildiği 21.12.2017 ile kovuşturma izninin verildiği 22.03.2018 tarihleri arasında dava zamanaşımının toplam 4 ay 7 günlük süre için durduğu,
Sanığın katılan ...’a yönelik eylemi nedeniyle; soruşturma izni verilmesinin teklif edildiği 30.09.2014 ile soruşturma izninin verildiği 08.11.2014 ve dosyanın tevdi kararı ile gönderildiği 22.06.2016 ile kovuşturma izninin verildiği 12.09.2017 tarihleri arasında dava zamanaşımının toplam 1 yıl 4 aylık süre için durduğu görülmektedir.
İddianame ve gerekçeli kararın içeriğine göre daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve sanığın katılan ...’a yönelik eylemi yönünden 03.06.2009, katılan ...’a yönelik eylemi yönünden ise 09.02.2009 tarihinde gerçekleştirildiği eylemlerle ilgili olarak durma süreleri de gözetildiğinde, sekiz yıllık asli dava zamanaşımı süresinin katılan ...’a yönelik eylemi yönünden 10.10.2017; on iki yıllık ilave dava zamanaşımı süresinin katılan ...’a yönelik eylemi yönünden 09.06.2022 tarihinde Ceza Genel Kurulunun inceleme tarihinden önce dolduğu anlaşılmıştır.
Özel Dairece bozma sonrası yapılan yargılamadan ve Ceza Genel Kurulunun temyiz incelemesinden önce sanığın katılan ...’a yönelik eyleminin yanı sıra katılan ...’a yönelik eylemi nedeniyle de dava zamanaşımının gerçekleşmesi ve Özel Dairece dava zamanaşımı gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmesi, CMK’nın 223/9. maddesi ve madde gerekçesi doğrultusunda, "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması şeklinde anlaşılıp CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir durum olarak değerlendirilip geniş bir şekilde yorumlanamayacak olması, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hâllerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtayın, re’sen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verebilmesi, Ceza Genel Kurulu ve Özel Dairelerin yerleşik uygulamalarında da zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hâller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinin benimsemiş olması, aksi hâlde, yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hâllerde zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiğinin kabul edilmesi, dava zamanaşımında önemli ölçüde, çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması sonucunda gündeme gelmekle birlikte, sanığın mutlaka davasının devam etmesini isteme hakkına sahip olmayıp isnat edilen iddia hakkında bir karar verilmesini isteme hakkı bulunup bu kapsamda İHAS'ın 6. maddesinin ceza davalarının mutlaka bir mahkûmiyet veya beraat hükmü ile sonuçlandırılmasını isteme hakkını içermemesi, kaldı ki verilen düşme kararının herhangi suçlayıcı ve cezai bir ifade barındırmayıp sanığın adli siciline işlenmemesi, verilecek düşme kararının lekelenmeme hakkının ihlaline yol açmaması ve dava zamanaşımı dolduğunda resen karar verilecek olup sanığın bundan vazgeçme hakkının olmaması nazara alındığında;
Müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davası bakımından dava zamanaşımının gerçekleştiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün ve özellikle belirleyici delillerin ve aşamalarda ileri sürülen sonuca etkili iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davasının reddiyle kamu davalarının düşmesine ilişkin hükümlerin onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu üyesi; sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleşmediği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.
V. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin sanık hakkında dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle açılan kamu davalarının düşmesine ilişkin 15.03.2023 tarihli ve 77-35 sayılı kararının ONANMASINA,
2- Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2025 tarihinde yapılan müzakerede her iki inceleme konusu yönünden de oy çokluğuyla karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1167917300
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.