Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/13837 E. 2026/6750 K.

İçtihat

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/13837 E. 2026/6750 K.

Karar merciiYargıtay 8. Ceza Dairesi

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/13837 E. 2026/6750 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Ceza Dairesi
Esas
2025/13837
Karar
2026/6750
Karar tarihi
14 Mayıs 2026
Kaynakta belirtilen suç(lar)
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama

Karar metni

8. Ceza Dairesi         2025/13837 E.  ,  2026/6750 K.
"İçtihat Metni"

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/2087 E., 2025/1717 K.
SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama
SUÇ TARİHLERİ : 03.12.2020 - 29.10.2020 (Sanık ... yönünden)
08.10.2020 - 12.10.2020 - 26.10.2020 (Sanık ... yönünden)
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi (Sanık ... yönünden)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama - Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanık ...'ün duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Yargıtay Bozma İlâmı
Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2023 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/1690 Esas, 2024/135 Karar sayılı ilamı ile sanık ... yönünden kararın bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, sanık ... yönünden ise istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Sanık ... yönünden verilen kararın sanık tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13.06.2024 tarihli ve 2024/17141 Esas, 2024/5172 Karar sayılı kararı ile;
"1. Hükmün verildiği oturumda sanığın Diyarbakır Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü bulunduğu UYAP kayıtlarından anlaşılmakla, sanığın kısa kararın okunduğu son oturumda hazır edilmeyerek ve SEGBİS sistemiyle de olsa hazır bulundurulması sağlanmayarak 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü ve 196 ıncı maddesinin beşinci fıkrası hükümlerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2. Sanık hakkında iddianamede (6) nolu olarak belirtilen 29.10.2020 tarihli olayla ilgili olarak ve (9) nolu olarak belirtilen 03.12.2000 tarihli olaylarla ilgili kamu davası açıldığı ve hükmün gerekçe kısmında sanığın bu olaylardan sorumlu olduğu kabul edildiği halde sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin uygulanmayarak eksik ceza tayini" gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Yargıtay Bozma İlâmından Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine sanık ... hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.11.20 24... /1 85... /452 Karar sayılı birleştirme kararı sonrasında, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2025 tarihli ve 2024/322 Esas, 2025/112 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 15... ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, bozma ilamı doğrultusunda aleyhe bozma yasağı bulunduğundan sanık ...'ın neticeten 12... ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Kanun'un 188/3, 188/4-a, 188/4-b, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis ve 37.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.09.2025 tarihli ve 2025/2087 Esas, 2025/1717 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli kesin delil bulunmadığına, şartları oluştuğundan sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eksik soruşturma ve kovuşturma yapıldığına, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesinin uygulanmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğine, gösterdikleri tanıkların dinlenmediğine, 5237 sayılı Kanun'un 188/4-b maddesinin uygulanmaması gerektiğine ilişkindir.
Sanık ...'nın Temyiz İstemi
hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, gösterdikleri tanıkların dinlenmediğine, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesinin uygulanmasına ilişkin taleplerinin değerlendirilmediğine ilişkindir.
2. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi
Sanığın atılı suçu işlediği ile ilgili dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığına, 6. olayda alıcı konumunda olduğuna, uyuşturucu madde kullanıcısı olduğuna, 9. ara yakalamaya dair bir tespit ve delil olmadığına, üstünde bulunmuş olan uyuşturucunun kullanım sınırında olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Dava dosyası kapsamına göre, kolluk güçleri tarafından yapılan çalışmalarda sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptıkları yönünde istihbari bilgiler elde edilmesi neticesinde Ergani Sulh Ceza Hakimliği'nin 15.10.2020, 16.11.20 20... .09.2020 tarihli iletişimin tespiti kararları doğrultusunda yapılan dinlemeler ve fiziki takipler sonucunda sanıkla buluşan ve bir şey alıp verdikleri görülen şahısların yakalandıktan sonra rızaen teslim ettikleri maddelerin alınan kriminal raporlara göre uyuşturucu olduğunun tespit edildiği, sanığın bu şekilde atılı suçu işlediği iddiasına ilişkin olarak;
Dosyada bulunan kolluk tutanakları, kriminal raporlar, uyuşturucu maddelerin ele geçiriliş şekli ve miktarı, alıcı olarak geçen şahısların ifadeleri ile sanığın savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Temyize konu bölge adliye mahkemesi kararının kapsamına göre öncelikle istinaf kanun yolu denetiminin amacı ve niteliği ile “istinaf denetiminde hangi durumlarda bozma kararı verilebileceği” konusunun irdelenmesi gereklidir:
1) Genel Olarak İstinaf Kanun Yolu ile Amacı: Kelime olarak “yeniden başlama” anlamına gelen istinaf kanun yolunun bir denetim muhakemesi türü olarak Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenmesinin temel amacı; -temyiz incelemesi yolunda gerçekleştirilemeyen- maddi meselenin denetlenebilmesi imkanına kavuşmak düşüncesidir. Kanun yolu denetimi sırasında hükümdeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında doğrudan karar vermek suretiyle “kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi” sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma fırsatı sunulmaktadır.
Temyiz kanun yolunda yer verilmeyen olay yargılaması yapma yetkisinin istinaf incelemesinde tanınmasının sebebi; denetim merciince (istinaf) gerekli durumlarda olay yargılaması da yapılarak davaların uzamadan, makul sürede bitirilmesinin bu mahkemelerce doğrudan verilecek kararlarla gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Sadece hukuki denetim yapan ve içtihat mahkemesi olan Yargıtay’ın bozma kararları üzerine davaların tekrar ilk derece mahkemelerine gönderilmesi ve akabinde yeni bir hüküm kurulması ve bu hükmün de temyiz yolunda yeniden incelenmesi gibi uzun yargılama süreçlerinden kaçınma düşüncesi istinaf kanun yolunu bir çözüm metodu olarak ortaya çıkarmıştır (Krş. YENİSEY, Feridun: Uygulanan ve Olması Gereken Ceza Muhakemesi Hukuku, Duruşma ve Kanunyolları, ... 1988, s. 216-217; ÇINAR, ...: Türk ve Alman Ceza Yargılama Hukukunda İstinaf, Ankara 2010, s. 56-61).
2) Ülkemizde İstinaf Kanun Yolu (Dar Anlamda İstinaf): İstinaf denetiminin benimsediğimiz türü; ilk derece mahkemesince yapılan yargılamanın tamamen değil “sadece gerekli görülen durumlarda maddi gerçeğe ulaşmak için ihtiyaç duyulan hususlar yönünden” olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Kamu davasının konusunu oluşturan geçmişte yaşanmış olayın ancak tüm yönleriyle aydınlatılmış olması ile maddi gerçeğe ulaşmak mümkündür. “İstinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü” ilk derece mahkemesinin kararıyla sınırlı olmayıp; olayı aydınlatmak için gerekli delillerin toplanması gibi tüm muhakeme işlemlerine girişilebilecektir. Böylelikle, istinaf (yeniden başlama) mahkemesince deliller ile doğrudan temas edilmesi sayesinde hukuki meselenin yanında maddi mesele de denetlenerek oluşacak vicdani kanaate göre hüküm kurularak makul bir sürede uyuşmazlık çözümlenebilecektir.
“Dar anlamda istinaf” olarak adlandırılan bu denetim muhakemesi türünün açıklanan kurumsal ve düşünsel temellerini tamamen benimseyen kanun koyucu bölge adliye mahkemelerinin görev ve yetkilerini düzenlerken 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin başlığında dahi “Bölge adliye mahkemesinde inceleme” ifadesi yanında “kovuşturma” terimine yer vermiştir. Anılan normda bu terimin tercih edilmesi, belirtildiği şekilde istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin vurgulanmasından başka bir şey değildir.
3) İstinaf İncelemesinde Görev ve Yetki: Mahkemelerin görevini Anayasa ve kanun tayin eder (2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası md. 36, 5271 sayılı Kanun md. 3). Bu bağlamda, istinaf mahkemelerinin görev ve yetkilerine dair 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (a, b, c ve d) bentlerinde “istinaf incelemesinde hukuka aykırılığın düzeltileceği haller” ayrıntılı olarak sayılmıştır. Kaldı ki, aynı maddenin (c ve d) bentlerindeki hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilmesi için (sırasıyla) “başka bir araştırmaya ihtiyaç kalmaması” ile “olayın daha fazla araştırılmasına ihtiyaç duyulmaması” ön şartlarının varlığı da ayrıca aranmıştır. Bu itibarla, istinaf mahkemesince hukuka aykırılığın düzeltileceği haller kesin şekilde sınırlanmak suretiyle istinaf mahkemesinin olayı aydınlatma yükümlülüğü vurgulanmıştır. İstinaf kanun yolunda “bozma kararı verilebilecek haller” ise yine aynı maddenin (e ve f) bentlerinde yer almaktadır.
“Islah veya bozma kararı verilebileceği kanunda açıkça sayılan sınırlı haller dışındaki diğer durumlar ise” Kanun’un ifadesiyle “diğer haller” olarak tanımlanmıştır. Bu “diğer hallerde” ise “gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına karar verileceği” (5271 sayılı Kanun md. 280/1-g); duruşma sonunda ise “istinaf başvurusunun esastan reddine karar verileceği” veya “ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden hüküm kurulacağı” (5271 sayılı Kanun md. 280/1) ilkesel olarak ifade edilmiştir.
4) İstinaf Mahkemelerinin Bozma Kararı Verebileceği Haller: İstinaf kanun yolunda bozma kararı verilebilecek hallere 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e ve f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur (5271 sayılı Kanun 280/1-f). İkinci hal ise, Bölge Adliye Mahkemelerinin kurduğu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 289. maddesinde belirtilen “hukuka kesin aykırılık halleridir” (5271 sayılı Kanun 280/1-e). Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne -davanın esasına- dair olmayıp; muhakeme hukuku normlarının açık ve ağır şekilde ihlal edilerek hüküm kurulmuş olmasına ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde 20.11.2017 tarihinde yapılan ve 7079 sayılı Kanun ile yasalaşan değişiklik ile aynı Kanun'un 289/1. maddesinin (g) ve (h) bentlerindeki “hükmün gerekçe içermemesi ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması hallerinin” “bozma sebebi olmaktan çıkarılması” dikkat çekmekteydi. Ancak 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde yer alan "maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde” ibaresinin “maddede” şeklinde değiştirilmesi ile Kanun'un 289/1. maddesinde düzenlenen tüm hukuka kesin aykırılık hallerinin bozma sebebi yapılabilmesinin önü açılmıştır.
Sonuç olarak, gerek istinaf kanun yolu denetiminin Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul ediliş amacı ile gerekse istinaf kurumunun bilimsel ve düşünsel temelleriyle örtüşen normlar, bölge adliye mahkemelerinin kural olarak “davanın yeniden görüleceği mahkemeler” olduğunu; sınırlı hallerde ise duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verilebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi durumda, yani istinaf incelemesinde kanuni dayanağı bulunmayan hallerde bozma kararı verilmesinin ise hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup; hukuka açık ve ağır aykırılık ile malûl olmaları sonucuna yol açacaktır. Nitekim, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da “…bölge adliye mahkemelerinin kural olarak bir ıslah mahkemesi oldukları, bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi davranamayacağı, bozma kararı verilebilecek hallerin davanın esasına ilişkin olmadığı, bu mahkemelerce iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetki kullanılarak bozma kararları verildiğinin bilinen bir gerçeklik olduğu” tespitlerine yer verilerek; "bölge adliye mahkemelerinin kanuni dayanağı bulunmayan (CMK’nın 280/1-e,f maddesi hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilecek kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılık taşımaları sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerekeceğine…” içtihat edilmiştir.
Temyiz incelemesine konu dava dosyası içeriğine göre, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2023 tarihli ve 2022/221 Esas, 2023/244 Karar sayılı kararıyla kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli ve 2023/1690 E., 2024/135 K. sayılı kararı ile " ... 5237 sayılı TCK'nın 188/4-b maddesinde "Üçüncü fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında artırılır" şeklinde düzenlemenin bulunduğu, incelemeye konu 12/10/2020 tarihli olayda; kolluk tarafından hazırlanan basit kroki tutanağında sanığın eylemini gerçekleştirdiği yerin ... Camiine 120 metre mesafede olduğunun belirtilmesi karşısında; sanığın suça konu eylemini gerçekleştirdiği yerin mesafesinin söz konusu camiye iki yüz metreden yakın olup olmadığının gerektiğinde keşif de yapılmak suretiyle kesin olarak tespit edilip belirlendikten sonra TCK'nın 188/4-b maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,... / ... Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "08/10/2020, 12/10/2020, 14/10/2020" yerine "10/04/2021" olarak gösterilmesi," nedenleriyle bozma kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin anılan bozma kararına gerekçe olarak gösterilen sebepler, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e, f maddesine uygun olmadığı gibi 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun'un 25. maddesiyle yapılan değişiklik ile yürürlüğe giren bozma sebeplerine de uygun düşmemektedir. Bir diğer anlatımla, Bölge Adliye Mahkemesinin dayandığı bozma sebeplerinin, 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesinde yer alan;
"a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması,
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması,
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması,
d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi,
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması,
f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi,
g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi,
h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması,
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması"
Nedenlerinden hiçbirine dayanmadığı, söz konusu Kanun maddesine uygun olmayan gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği ve bu durumun ağır ve açık şekilde hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir.
Bu itibarla, bozma kararına karşı direnme yetkisi bulunmayan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2025 tarihli ve 2024/322 Esas, 2025/112 Karar sayılı kararıyla yeniden kurulan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.09.2025 tarihli ve 2025/2087 Esas, 2025/1717 Karar sayılı kararıyla 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun'un 7. maddesindeki “yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında görevli olmayan mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür” normu gözetilerek Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 18.01.2024 tarihli kararının ve bu kararın akabinde Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2025 tarihli kararın Anayasa’nın 36. ve 5271 sayılı Kanun'un 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırı bulunmakla; görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olup hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması sebebiyle hükümsüz sayılmaları gerektiği anlaşılmakla,
Bölge Adliye Mahkemesince gerektiğinde 5271 sayılı Kanun'un 280/1-2. maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesinden sonra Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2023 tarihli kararı ile ilgili olarak istinaf kanun yolu denetimi yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR
1. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2025 tarihli ve 2024/322 Esas, 2025/112 Karar sayılı kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2. Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeyen Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 16.09.2025 tarihli ve 2025/2087 Esas, 2025/1717 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı, tutuklu kalınan süre ve bozma nedeni dikkate alınarak sanıklar hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca bozma sebebine göre, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1225019000
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.