İçtihat
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/2888 E. 2026/4354 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas
- 2026/2888
- Karar
- 2026/4354
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Nitelikli yağma, kasten yaralama, hakaret
Karar metni
6. Ceza Dairesi 2026/2888 E. , 2026/4354 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2026/167 E., 2026/139 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kasten yaralama ve nitelikli yağma suçlarından kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.10.2025 tarihli ve 2023/254 Esas, 2025/397 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
Nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d-e, 53... . maddeleri uyarınca 11 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba,
Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-b, 87/1-a-d, 53... . maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba, karar verilmiştir.
B. İstinaf
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 02.02.2026 tarihli ve 2026/167 Esas, 2026/139 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilleri ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının, kasten yaralama ve hakaret suçları yönünden esastan reddine, nitelikli yağma suçu yönünden ise özetle,
"1-Sanığın üzerine atılı ve sabit görülen yağma suçunun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı hususları dikkate alındığında, somut olayda yağma suçunda temel cezanın belirlenmesinde bir miktar alt sınırdan uzaklaşılması 5237 sayılı TCK'nın 3. ve 61. maddeleri ile hak ve nesafet kurallarına uygun ise de;
Yağma suçu yönünden sanığın, yoldan tesadüfen geçen katılanı durdurarak suçunu işlediği, sanığın önceden tasarlayıp katılanın geçmesini bekleyerek tertibat aldığına dair delil olmadığı halde suçun yol kesmek suretiyle işlendiği kabul edilerek, TCK'nın 149/1-d maddesi ile uygulama yapılmış olması,
2-6284 sayılı Kanun'un 20/2. maddesi gereğince davaya katılma hakkı olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davaya katılarak kendisini vekil ile temsil ettirmesi nedeniyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı ise de, bu hususun davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılmasını gerektirmeksizin CMK'nın 280/1-a maddesi 2. cümlesi ve 303/1-c-h maddeleri uyarınca düzeltilmesi olanaklı bulunduğundan,
İlk Derece Mahkemesi hükmünün gerekçe kısmından yol kesmek suretiyle ceza artırımına ilişkin kısımların ve kısa hükümden Yağma suçu ile ilgili temel cezanın belirlendiği "B" maddesi (1-) nolu fıkrasındaki "Yol Kesmek Suretiyle" ve " 149/1-d " ibarelerinin çıkartılması,
"D" maddesi (5-) nolu fıkrasından sonra gelmek üzere; " Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/1. maddesi uyarınca uyarınca 48.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin sanıktan alınarak katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na verilmesine” şeklinde fıkra eklenmek suretiyle suretiyle DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ AYRI ESASTAN REDDİNE," şeklindeki gerekçe ile düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurdaki yaralanmanın mahiyeti, darbe sayısı, darbe şiddeti ve özellikle mağdurun hayati öneme haiz kafa bölgesinin hedef alınmak suretiyle yoğun bir şiddet ile eylemin devam ettirildiği gözetildiğinde sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, üst sınırdan ceza tayinine, ilişkindir.
2. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanığın eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna, birden fazla seçimlik nitelikli halin mevcut olması karşısında sanık hakkında üst hadden ceza tayinine, 5237 sayılı Kanun'un 86/3-b ve 86/3-f maddelerinde belirtilen nitelikli hallerin de sübut bulduğuna, ilişkindir.
3. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın olay günü müştekiyi yolculuk esnasında tesadüfen gördüğü, kendisine husumet besleyerek hareket etmediği ve suç işleme kastı ile tasarlama eyleminde bulunmadığına, müştekinin eşyalarını almak ve eşyalardan faydalanmak amacı ile cebir ve tehdit uygulamadığından eylemin yağma suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğine, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, aralarındaki geçmişe dayalı husumet nedeniyle delil toplanmadığına, sanığın atılı suçları kasten işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi uyarınca beraatine, kabule göre de, yapılan üst aramasının usule aykırı olduğuna, adli tıp kurumu raporları yetersiz olup gerçeği yansıtmadığına, nitelikli hallerin koşullarının bulunmadığına, alt sınırdan ceza tayinine, haksız tahrik, etkin pişmanlık, değer azlığı ve takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasına, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, katılanlar vekilleri ile sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise;
"...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), ceza uygulamaları açısından birlik ve açıklık sağlamaya yönelik olarak, önüne gelen bir olayda kastı tanımlamış ve sınırlarını göstermiştir. Söz konusu Ceza Genel Kurulu 2008/1-99 Esas, 2008/185 Karar sayılı ilâmında; "... 765 sayılı TCY’nda tanımlanmamasına karşın 5237 sayılı TCY’nın 21/1. maddesinde, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanan kastın iki unsuru bulunmaktadır; bilme ve isteme unsuru. Kastın varlığı için, hareketten doğacak sonucun sadece öngörülmesi, kısaca bilinmesi yeterli olmayıp ayrıca sonucun da istenmesi gerekir...” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu açık kabule göre hareketin ve sonucun bilinmesi ve istenmesi de gerekir.
Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt, hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601)
Kasıt; suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.
İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. (Benzer görüşleri için bkz. Gökçek/Artuç age s.5371)
Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/1001 Esas- 2015/40834 Karar sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. ....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir.
Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez, ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. (Benzer görüşler için bkz. Hafızoğulları/Özen age s. 363, Artuç age s. 344, Gökçen/Artuç age s. 5369)
Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245)
Ceza Genel Kurulu'nun 2015/709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir.
Mesela Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/8292 Esas ve 2017/4019 Karar sayılı;”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...”
Yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/1001 Esas ve 2015/40834 Karar sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan M.'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..."
Yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2020/3086 Esas ve 2021/17299 Karar sayılı; "... Sanık M.’nin eşi olan tanık M.’nin katılan S. tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık M.’yi ağlarken gören sanık M.M.’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık M.’nın tanığın eşi olan sanık M.’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir.
Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında, faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir.
Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince;
Oluş ve dosya içeriğine göre, olay günü katılanın yürüyüşe çıktığı sırada akrabası olan ve uzun yıllardır görüşmediği sanığın, katılanı yol kenarında görmesi üzerine, içerisinde bulunduğu ticari taksiden inip katılana hitaben sinkaflı sözler söyledikten sonra katılanı darp etmeye başladığı, katılanın yüzüne ve gözüne yumruk atıp tekmelemesi üzerine katılanın yere düşüp baygınlık geçirdiği, paniğe kapılan sanığın görüntü inceleme tutanağında da belirtildiği üzere yoldan geçenlerden yardım istediği, bu sırada katılanın üzerinde bulunan ve bir kısmı da yere düşen eşyalardan para, gözlük, altın, telefon ve kılıfı, vesikalık fotoğraf ve takma dişini aldığı, olayı gören kolluk kuvvetinin olay yerine gelmesi neticesinde katılanın yolun karşısında bulunan hastaneye götürüldüğü, sanığın da olay yerinden alınarak karakola intikal ettirildiği, burada katılana ait eşyaların, bir kısım tutanak tanıklarının beyanlarına göre sanığın yapılan üst aramasında, sanık beyanına göre ise rızasıyla ele geçirildiği olayda; dosya içerisinde mevcut olay yeri inceleme tutanağına göre, sanığın kolluğa teslim ettiklerinin dışında, olay yerinde hakimiyet milletindir yazan sarı renkli altın takı, pembe taşlı gümüş metalik küpe ve kolyeden koptuğu değerlendirilen dağılmış vaziyette boncuk parçalarının olay yerinde bulunarak tüm eşyaların eksiksiz şekilde 14.08.2023 tarihinde katılanın oğluna teslim edildiği, olay yerinde sonradan ele geçen, yere düşmüş olan eşyaları da alıp kaçma imkanı varken sanığın olayın başından itibaren olay yerinden hiç ayrılmadığı anlaşılmakla, katılana ait eşyalar üzerinde mal edinme yahut faydalanma kastının bulunmadığı gözetildiğinde, eylemin kül halinde mahkumiyet hükmü kurulan kasten yaralama suçunu oluşturduğu düşünülmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde ayrıca nitelikli yağma suçundan da mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.
Kabule göre de;
Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı ve hakkında tayin edilen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi nedeniyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen;“İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararında, katılanlar ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilleri ile sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C. Sanık hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle, katılanlar ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilleri ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Kars 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,18.05.2026 tarihinde karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 1225753500