İçtihat
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/6010 E. 2026/3931 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas
- 2024/6010
- Karar
- 2026/3931
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Hakaret, Yağma
Karar metni
6. Ceza Dairesi 2024/6010 E. , 2026/3931 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/4185 E., 2024/1339 K.
SUÇLAR : Hakaret, Yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak kurulan mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2023 tarihli ve 2023/25 Esas, 2023/357 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 62... /1-a maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 24.04.2024 tarihli ve 2023/4185 Esas, 2024/1339 Karar sayılı dosyası kapsamında yapılan duruşmalı yargılama neticesinde; ilk derece mahkemesi tarafından kasten yaralama suçundan kurulan hükmün kaldırılarak sanık hakkında yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 148/1, 35/2, 62... . maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, yağma suçunu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak inandırıcı somut bir delil bulunmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, lehe yasa hükümlerinin uygulanmadığı ve şüpheden sanık yararlanarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), ceza uygulamaları açısından birlik ve açıklık sağlamaya yönelik olarak, önüne gelen bir olayda kastı tanımlamış ve sınırlarını göstermiştir. Söz konusu Ceza Genel Kurulu 2008/1-99 Esas, 2008/185 Karar sayılı ilâmında; "... 765 sayılı TCY’nda tanımlanmamasına karşın 5237 sayılı TCY’nın 21/1. maddesinde, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanan kastın iki unsuru bulunmaktadır; bilme ve isteme unsuru. Kastın varlığı için, hareketten doğacak sonucun sadece öngörülmesi, kısaca bilinmesi yeterli olmayıp ayrıca sonucun da istenmesi gerekir...” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu açık kabule göre hareketin ve sonucun bilinmesi ve istenmesi de gerekir.
Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601)
Kasıt; suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.
İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. (Benzer görüşleri için bkz. Gökçek/Artuç age s.5371)
Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/1001 Esas, 2015/40834 Karar sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. ....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir.
Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez, ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. (Benzer görüşler için bkz. Hafızoğulları/Özen age s. 363, Artuç age s. 344, Gökçen/Artuç age s. 5369)
Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245)
Ceza Genel Kurulu'nun 2015/709 Esas ve 2016/33 Karar sayılı kararında; "... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir.
Mesela Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/8292 Esas ve 2017/4019 Karar sayılı; ”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...”
Yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/1001 Esas ve 2015/40834 Karar sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan M.'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..."
Yine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2020/3086 Esas ve 2021/17299 Karar sayılı; "... Sanık M.’nin eşi olan tanık M.’nin katılan S. tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık M.’yi ağlarken gören sanık M.M.’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık M.’nın tanığın eşi olan sanık M.’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir.
Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında, faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olayımıza gelince; katılan ... ile sanık ...'in sevgili oldukları, olay günü parkta buluştuklarında aralarında kıskançlık nedeniyle tartışma yaşandığı, tartışma sırasında sanığın katılana yönelik “sen orospusun, telefonunu bana vereceksin, ailen senin nasıl bir orospu olduğunu anlayacak hepinize anlatacağım seni mahverderim o telefonu bana vereceksin pislik senin gittiğin yol belli ahlaksız, kaşar, kalitesiz, orospu” dediği, bu arada katılanın elindeki telefonu kontrol etmek amacı ile istediği, katılanı telefonu vermediği, daha sonra sanığın bu telefonu katılanın elinden alarak, katılanın ailesiyle görüşmeye gideceğini söyleyip arabaya bindiği, bu gideceği sırada katılanın telefonunu geri almak amacı ile arabanın kapısından tuttuğu, ancak sanığın aracı hareket ettirip ilerlediği, bu sırada katılanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, sanığın olay yerine gelen vatandaşların müdahalesiyle arabayı durdurduğu, katılanın telefonunu bu şekilde geri aldığı olayda, sanığın suça konu cep telefonunu kontrol etmek amacıyla aldığına dair anlatımı dikkate alındığında sanığın mal edinme amacı ile hareket ettiğinin her türlü şüpheden uzak kesin delil ile ispatlanamadığı buna karşılık katılana ait adli muayene raporu ve sanık savunması dikkate alındığında sanığın her türlü şüpheden uzak sabit görülebilen eyleminin katılana yönelik kasten yaralama suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde yağma suçundan hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
Katılan lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hukuka aykırı şekilde hem ilk derece mahkemesinde hem de Bölge Adliye Mahkemesinde yapılan yargılamaya ilişkin ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olması, hukuka aykırılık bulunmuştur.
III. KARAR
A. Sanık Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a. maddesinde yer verilen “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Yağma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 24.04.2024 tarihli ve 2023/4185 Esas, 2024/1339 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,06.05.2026 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Sanık hakkında yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararının bozulmasına karar verilmiş ise de; sayın çoğunluğun bozma kararına aşağıdaki gerekçelerle katılmamaktayım. Şöyle ki; sanıkla katılanın olay tarihinde sevgili oldukları ve buluştukları, sonrasında aralarında tartışma çıktığı ve sanığın katılana hitaben hakaret içeren sözler sözledikten sonra, katılanın telefonunu zorla almak istediği, katılanın direnmesi karşısında aracına binip gideceği sırada, katılanı sürüklediği, çevreden gelen kişilerin müdahalesiyle sanıktan katılanın telefonunun araç durdurularak alındığı, her ne kadar sayın çoğunluk tarafından faydalanmak kastı olmadığından veya mal edinme kastı olmadığından bahisle, suçun oluşmadığı değerlendirilmiş ise de, sanığın eyleminin gerçekleşen şekliyle ve atılı suçun genel kastla işlenen şekli bir suç olması nedeniyle, yağma suçunun tüm unsurlarıyla oluştuğundan, yağma suçundan verilen cezanın bozulmasına katılmamaktayım.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 1224029000