İçtihat
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18154 E. 2023/14263 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2021/18154
- Karar
- 2023/14263
- Karar tarihi
Karar metni
4. Hukuk Dairesi 2021/18154 E. , 2023/14263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Asıl ve Birleşen Davanın Kısmen Kabulü/Davalı ... Yönünden Birleşen Davanın Zamanaşımı Nedeniyle Reddine
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş incelemenin duruşmalı olarak yapılması, davalılar ... ve ... vekili tarafından istenilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.06.2022 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.12.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı ...'ın, sevk ve idaresinde olup diğer davalı ...'e ait araç ile 18.11.2011 tarihinde kaza yaparak müvekkiline çarptığını, müvekkilinin ayağında üç adet kırık meydana geldiğini, kırıklardan birinin parçalı olması nedeniyle tedavisinin zorlaştığını, halen ayağında çiviler bulunduğunu ve sağ ayağında kısalma olduğunu, kaza öncesi davacı müvekkilinin Mustafa Kemal Üniversitesi Muhasebe ve Vergi Uygulama Bölümünde öğrenci olduğunu, aynı zamanda Başkent Üniversitesi İskenderun Diyaliz Merkezinde de hasta kabul bölümünde çalıştığını, kazadan sonra bir yıl geçmesine rağmen halen iyileşemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ...'tan, 5.000,00 TL maddi tazminatın da tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini 47.447,90 TL'sına yükseltmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; mahkemenin 17.02.2015 tarih, 2012/244 Esas ve 2015/95 Karar sayılı asıl dava dosyasında trafik kazası sonucu meydana gelen yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemli davaya ilişkin yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile davacı yararına maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, ilgili kararın davacı vekili, davalı ...Ş vekili ve katılma yolu ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.01.2019 tarih, 2018/3097 Esas ve 2019/111 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin davacının elde edebileceği gelir konusunda yaptığı araştırma yetersiz görülerek eksik inceleme nedeniyle davacı yararına bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak asıl dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezlik zararının 155.445,57 TL olarak hesaplandığı, asıl dava dosyasında ıslah ile talep edilen ve ilk kararda hükmedilen 47.447,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 107.997,58 TL'nin tahsili için işbu ek davanın ikame edildiğini belirterek bakiye tazminat alacağının davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini ve işbu dava dosyasının aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle asıl dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kaza nedeniyle davalılara kusur atfedilemeyeceğini ve davacının kaza sonrası bütün ihtiyaçlarının davalı müvekkilleri tarafından karşılandığını ve istenen tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı sorumlu olduğunu, davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınacak rapor ile belirlenmesi gerektiğini, davalı şirketin manevi tazminata yönelik sorumluluğunun bulunmadığını belirterek asıl davanın reddine karar verilmesini istemiş; birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.02.2015 tarih, 2012/244 Esas ve 2015/95 Karar sayılı ilamı ile asıl dava dosyasında; davanın kısmen kabulü ile 47.447,99 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalı .... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, taktiren 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... AŞ vekili ve katılma yolu ile davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.01.2019 tarih, 2018/3097 Esas ve 2019/111 Karar sayılı ilamı ile; Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre (tarafların manevi tazminata ilişkin bulunan temyiz itirazları hariç olmak üzere) davacı vekilinin, davalı ... AŞ vekilinin ve davalılar ..., ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Mahkemece, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda ATK Hatay Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 17.02.2014 tarihli rapor hükme esas alınmış ise de rapor, kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre düzenlenmiştir. Kaza, 18.11.2011 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği yürürlüktedir. Bu durumda, trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan söz konusu Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacının zararının hesabında davacının gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Mustafa Kemal Üniversitesi Muhasebe ve Vergi Uygulama Bölümünde öğrenci olduğunu belirtmiş olup mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan bakiye ömrü süresince malüliyet tazminat hesabında davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabulüne dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Davacının üniversite mezunu olması halinde, asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceğinin kabulü gerekir. Mahkemenin davacının elde edebileceği gelir konusunda yaptığı araştırma yetersizdir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece; davacının iddia edildiği üzere kaza tarihinde üniversite öğrencisi olup olmadığı araştırılarak üniversite öğrencisi olması halinde, mezun olacağı/olduğu tarihin ilgili öğrenim kurumundan sorulması; ilgili meslek odaları ve meslek kuruluşlarından mezuniyetinden itibaren ne kadar sürede iş bulabileceği, emsal gelirinin ne kadar olacağı gibi hususların sorulması; bu tespitlerden sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek tazminat hesabının yapılması için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma neden ve şekline göre, davalılar ... ve ... vekili ile davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 14.09.2020 tarihli maluliyet raporunda, 21.11.2011 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca maluliyet oranının % 17.2 oranında ve iyileşme süresinin 9 ay olarak belirlendiği, Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Önlisans bölümü mezunu davacının mezun olduktan ne kadar süre sonra iş bulabileceği ve ne kadar ücret alabileceği hususunun ilgili meslek odalarından araştırıldığı, aktüer bilirkişiden alınan 24.01.2021 tarihli raporda, davacının belirlenen % 17.2 oranında maluliyeti ve 9 ay geçici iş göremezlik süresi, bozma öncesi trafik bilirkişisinden alınan ve bozma kapsamı dışında kalan kusur raporu uyarınca sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusuru esas alınarak sürekli iş göremezlik tutarının 150.712,86 TL ve geçici iş göremezlik zararının 4.732,71 TL olmak üzere toplam tazminat tutarının 155.445,57 TL olarak hesaplandığı ve raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu, davacı vekili tarafından asıl dava dosyasında ıslah edilen toplam 47.447,99 TL geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminat tutarının mahsubu ile bakiye alacağın tahsili amacıyla açılan davanın eldeki dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen dava dosyasında davalılardan Axa Sigorta A.Ş vekili tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, davaya konu kazanın 18.11.2011 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlığını taşıyan 109 uncu maddesinin 1 inci fıkrasına göre, uygulanacak zamanaşımı süresinin en fazla 8 yıl olduğu, birleşen dava tarihi olan 24.02.2021 tarihi itibariyle 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle asıl dava dosyası yönünden; davanın kısmen kabulü ile 47.447,99 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalı .... yönünden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, taktiren 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'tan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava dosyası yönünden; davalı ... aleyhine açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, diğer davalılar ... ve ... yönünden açılan davanın kabulü ile 107.997,58 TL'nin kaza tarihi olan 18.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ilgili davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dava dosyasında davalı ...yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında hükme esas alınan maluliyet raporu, 24.08.2020 tarihinde tanzim edilmiş olup maluliyet raporunun tanzim tarihinden itibaren 2 yıllık süre dahi dolmadan ikame edilen davada zamanaşımı süresi dolmadığını ve asıl dava dosyasında hükmedilen manevi tazminat tutarının az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece dosyada hükme esas alınan 14.09.2020 tarihli maluliyet raporu gözetilmeden davalı şirket yönünden birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigortalı araç sürücüsü ...'a kusur atfedilemeyeceğini, kusur raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, maluliyet raporları arasında meydana gelen çelişki giderilmeden hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının gelir durumu konusundaki tespitlerin hatalı olduğunu ve davacı yararına hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ...Ş vekili temyiz dilekçesinde; birleşen dava dosyasında davanın müvekkili davalı yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği halde davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı yayanın dava konusu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesini yapan sigorta şirketi, araç maliki ve araç sürücüsünden geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, aracın sürücü ve malikinden manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 54, 56 ve 72 nci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 109 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine ve bozmaya uygun karar verilmiş olmasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2918 sayılı KTK’nın 109 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar” hükmüne, yine aynı maddenin 2 nci fıkrasında ise; “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir.
Uygulamada ve doktrinde benimsendiği üzere söz konusu düzenlemenin amacı, tazminat sorumluluğunu gerektiren ve aynı zamanda ceza kanunlarına göre suç teşkil eden bir eylemin farklı zamanaşımı sürelerine tabi olması engellenerek adalete ve hukuksal güvenliğe aykırı sonuçların önüne geçilmesi düşüncesidir. Ceza (uzamış) zamanaşımının amacı, haksız fiil/suç mağdurlarını korumaktır. Ceza zamanaşımının tazminat davalarında uygulama yeri bulabilmesinin en önemli şartı, suç teşkil eden eylemle ilgili ceza zamanaşımı süresinin, tazminat alacağına ilişkin zamanaşımı süresinden daha uzun olmasıdır. Dolayısıyla, haksız fiil/suç mağduru bakımından 6098 sayılı ve 2918 sayılı Kanunlardaki 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerini kısaltacak şekilde bir yorum, kanunun getiriliş amacıyla bağdaşmaz. Öğrenmeden kasıt, zararın ve tazminat sorumlusunun öğrenilmesidir. Öğrenebilecek durumda olmak zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için yeterli değildir. Zarar ve sorumludan hangisi daha sonra öğrenilirse zamanaşımı son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlar.
Ceza zamanaşımı süresi, 2 yıllık zamanaşımı süresinden uzun, 10 yıllık zamanaşımı süresinden kısa ise ceza zamanaşımı süresinin 10 yıllık süreye bir etkisi olmayacaktır. Burada zarar gören, zarar ve sorumlu kişiyi ne zaman öğrenmiş olursa olsun ceza zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açabilecek, ancak on yıllık süre dolmamışsa, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl içinde dava açma hakkı korunacaktır. Örneğin, ceza zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu bir olayda, zarar gören, zarar ve sorumlu kişiyi yedi yıl sonra öğrenmişse iki yıl içinde, dokuz yıl sonra öğrenmişse bir yıl içinde tazminat davası açmak zorundadır.
Sonuç olarak, TBK’nın 60 ıncı ve TBK’nın 72 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 2918 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının temel amacı gözden kaçırılmamalıdır. Bu amaç ise suç veya haksız eylemden zarar görenin menfaatini korumaktır. Bu itibarla, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayan ceza zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi, anılan kurallar uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat sorumlusunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayan 1 ve 2 yıllık ve herhalde haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak on yıllık zamanaşımı süresi içine tazminat davası açılabilir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davacının kaza nedeniyle meydana gelen iş gücü kaybı hususunda Adli Tıp Kurumu Hatay Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 17.02.2014 tarihli raporda Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğüne göre davacının % 13 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği ve bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceğinin mütaala edildiği ve mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm tesis edildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.01.2019 tarih, 2018/3097 esas ve 2019/111 Karar sayılı ilamı ile, davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyerek kararın bozulduğu, bozma sonrası mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 21.02.2020 tarihli raporda; davacının 18.11.2011 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca % 4.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin 01.11.2019 tarihli Ortopedi muayenesinde kişiye çekildiği bildirilen kururis grafisinin aslının gönderilmesi halinde dosyanın yeniden değerlendirilebileceğinin mütalaa edildiği, bunun üzerine mahkemece davacının ortepedi muayenesine ilişkin grafi gönderilerek yeniden rapor düzenlenmesinin istendiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 14.09.2020 tarihli raporda ise, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca davacının % 17.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının 18.11.2011 tarihinde meydana geldiği, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 89 uncu maddesi uyarınca taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının zararını mahkemece Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu'ndan en son alınan 14.09.2020 tarihli maluliyet raporu ile öğrendiği, bu tarihten itibaren 2 yıllık kısa zamanaşımı süresi dolmadan 24.02.2021 tarihinde birleşen davanın açıldığı gözetildiğinde; zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde kazanın meydana geldiği tarihten itibaren de 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmadığı gözetilerek davalı ... yönünden işin esası incelenerek karar verilmesi gerekirken birleşen davanın adı geçen davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddi karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
3.Davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bir davada, mahkemenin veya tarafların yaptıkları bir usul işlemi sebebiyle taraflardan biri lehine doğan ve göz önüne alınması zorunlu olan hakka, usuli kazanılmış hak denir. Bu müessese Yargıtay uygulamaları ile benimsenmiş ve akademik çalışmalarla da kabul görmüş bir ilkedir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı içtihatları). Nitekim 6100 sayılı HMK'nın 22.07.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile değişik 177 nci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ile "Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." şeklindeki düzenleme ile bu husus yasal zemine de kavuşturulmuştur. Usuli kazanılmış hak müessesesi, Yargıtayın bozma ilamına mahkemece uyulduktan sonra bozma ilamının bağlayıcı etkisinin kapsamını belirlemek amacıyla Türk Hukuk Sistemi'ne girmiştir.
Usuli kazanılmış hak; usul ve esasa yani hukuka uygun karar verilmesinin, yargı kararlarında istikrarın, yargılamanın hızlı sonuçlandırılmasının ve kamu düzeninin sağlanması amaçlarına hizmet eden müessesedir. Yukarıda tarih ve sayıları verilen içtihadı birleştirme kararlarında bu husus şöyle açıklanmıştır: “Usul Kanunumuzda bu şekildeki usule ait müktesep hakka ilişkin açık bir hüküm konulmuş değilse de Temyizin bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan gayesi ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar gayesine dahi ermek üzere kabul edilmiş bulunması bakımından usule ait müktesep hak müessesesi; Usul Kanununun dayandığı ana esaslardandır ve amme intizamıyla da ilgilidir.”
Usuli kazanılmış hak, esasen Yargıtayın bozma ilamı sonrası karar veren ilk derece mahkemesinin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir. Böylece, Yargıtay içtihatlarında sıklıkla tekrarlandığı üzere, bozma ilamı ile davanın, usul ve kanuna uygun bir yola sokulması amaçlanmıştır. İlk Derece Mahkemesince artık Yargıtay tarafından gösterilen ve doğru olduğu kabul edilen usul ve esaslar dairesinde yargılama yapılması zorunlu hâle gelmiştir. İlk Derece Mahkemesinin bozma ilamına uyması hâlinde artık Yargıtay tarafından gösterilen yolda ilerlemesi beklenir. Böylece; hem yargılamanın, Yargıtayca bozma ilamıyla çizilen esaslar dâhilinde devam ettirilerek doğru, adil ve hızlı bir biçimde sonuçlanması amacına ulaşılır, hem de mahkemeler arasındaki hiyerarşi, uyum, kararlardaki istikrar ve dolayısıyla da kamu düzeni sağlanmış olur.
Dairenin bozma ilamından önce mahkemece; hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda, davacının Adli Tıp Kurumu Hatay Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 17.02.2014 tarihli maluliyet raporunda belirlenen % 13 maluliyet oranı ve 3 aylık iyileşme süresi esas alınarak sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararı belirlenmiştir. Kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin yukarıda anılan bozma ilamı ile kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca yeniden maluliyet raporu alınması için davalılar yararına karar bozulmuştur. Bozma ilamından sonra hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen14.09.2020 tarihli raporda davacının maluliyet oranı % 17.2 ve iyileşme (iş göremezlik) süresi 9 ay olarak belirlenmiştir.
Şu durumda; ilk kararı maluliyet raporu yönünden temyiz etmeyen davacının % 13 maluliyet oranı ve 3 aylık geçici iş göremezlik süresi esas alınarak zarar kapsamının belirlenmesi gerektiği hususu kesinleştiğinden ve bu hususta davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan mahkemece, davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararının davalılar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle belirlenmesi için daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
VI.KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı yararına, (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalılar yararına ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalılara iadesine,
3.815,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'ten alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar ... ve ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
28.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 1115938500