İçtihat
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2022/8919 E. 2023/949 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Ceza Dairesi
- Esas
- 2022/8919
- Karar
- 2023/949
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Silahlı terör örgütüne üye olma
Karar metni
3. Ceza Dairesi 2022/8919 E. , 2023/949 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1522 E., 2020/851 K.
SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2019 tarihli ve 2018/258 Esas, 2019/244 sayılı Kararıyla, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 22 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2019/1522 Esas ve 2020/851 sayılı Kararıyla sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, sonuç cezanın 6 yıl 10 ay 15 ... olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini karşı istinaf olmadığından yargılamanın yenilenmesi nedeni yapılmadığının tespitiyle, esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, sanık müdafiinin temyiz başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 302 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca esastan reddine ve hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemleri özet olarak, lehe değerlendirilmesi gereken tanık anlatımlarının dikkate alınmadığına, MİT'in bylock tespitinde yetkisi bulunmadığına, istihbarat bilgisinin adli delil olarak kabul göremeyeceğine, haberleşme gizliliğinin ihlal edildiğine, CGNAT verilerinin sağlıklı olmadığına, suçun manevi unusurnun oluşmadığın, suçun şahsiliği prensibinin gözetilmediğine, dayanaksız biçimde teştiden ceza tayin edildiğine, tanık beyanının çelişik olduğuna inandırıcılıktan uzak olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, 0530 (...) (..) (..) ve 0532 (...) (..) (..) numaralı gsm hatları üzerinden örgüt mensupları tarafından kullanılan ByLock isimli programı kullandığı, 0530 (...) (..) (..) nolu hat üzerinden tespit edilen bylock içeriklerinde yapılan incelemede, sanığın "195167" ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, sanığın bu programı 12.11.2014-06.11.2015 tarihleri arasında 122 sinyal ile kullandığı, uygulama içi kullanıcı adı ile şifresinin sanığın çocuklarının ve kendisinin ismi olan ''nesrinnesibe'' ve ''nesibeyusuf'' olduğu tespit edilmiştir.
Etkin pişmanlık kapsamında 16.01.2018 tarihinde ifade veren S.A. alınan beyanında; "Zeytinburnu bölgesinde cemaat sohbetlerini organize ettiğini bildiğim ... isimli şahıs beni Zeytinburnu Sümer Mahallesinde Ümmet Apartmanı isimli açık adresini bilmediğim adreste bulunan ikametine sohbet için çağırırdı. ... isimli şahsın cemaat içerisindeki konumunu memur ablası olarak biliyorum. Evlendikten 5-6 ay kadar sonra ... isimli şahıs artık benim de sohbet vermemi istedi. Bende evde sıkıldığım için ve evlilik sonrası ve hamilelik süreci sıkıntılarımdan dolayı değişiklik olması açısından kabul ettim ve değişik dönemlerde kendi evimde ve sohbet grubunda bulunan diğer bayan şahısların evlerinde 2012-2013 yıllarında sohbetler vermeye başladım. Bu sohbetlere katılan bayanlardan 50-100 TL kadar burs adı altında para toplayıp bunları ... isimli şahsa verirdim. Burs adı altında aldığım paraları ... isimli şahıs toplamamı söylerdi. Bunun dışında kurban dönemlerinde de kurban parası adı altında para topluyordum. Toplanan paraları da ...'ın üzerinde olduğunu bildiğim Gülsema isimli şahsa verdiğini hatırlıyorum fakat ben bu şahsı hiç görmedim..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmış ve emniyette sanığı fotoğraftan teşhis etmiştir.
Anılan nedenlerle sanığın sabit olan terör örgütü üyeliği suçundan eylemine uyan TCK'nun 314/2 maddesi gereğince ve ByLock tespiti ile ortaya konulan suç kastının yoğunluğu, tanık beyanı ve dernek üyeliği dikkate alınarak teşdiden cezalandırılmasına, sanığın atılı suçu terör örgütü faaliyeti kapsamında işlediğinden 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince cezasından yarı oranında artırım yapılmasına, duruşmada gözlemlenen tutum ve davranışları lehine değerlendirilerek TCK'nın 62. madde gereğince 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde sonuç cezanın 6 yıl 10 ay 15 ... olarak belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini karşı istinaf olmadığından yargılamanın yenilenmesi nedeni yapılmadığının tespiti dışında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
1. Tanık beyanından anlaşılacağı üzere, sanığın tanığı örgütsel toplantılara çağırdığı, burada sohbet ablalığı görevi üstlenerek örgütsel konuşmalar yaptığı, tanığı sohbet ablası olarak görevlendirdiği ve kendisini himmet burs parası adı altında para toplaması konusunda talimatlandırdığı, toplanan tutarın sanığa verildiği, kurban parasının ise sanığın üstü konumunda bulunan Gülsema isimli kişiye verildiği yönünde beyanlar bulunması, sanığın 0530 (...) (..) (..) ve 0532 (...) (..) (..) numaralı gsm hatları üzerinden örgüt mensupları tarafından kullanılan bylock isimli programı kullandığı, 0530 (...) (..) (..) nolu hat üzerinden tespit edilen ByLock içeriklerinde yapılan incelemede, sanığın "195167" ID numaralı bylock kullanıcısı olduğu, sanığın bu programı 12.11.2014-06.11.2015 tarihleri arasında 122 sinyal ile kullandığı, uygulama içi kullanıcı adı ile şifresinin sanığın çocuklarının ve kendisinin ismi olan ''nesrinnesibe'' ve ''nesibeyusuf'' olduğu tespit edilmiştir.
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, tanık beyanı itibarıyla tanığı örgütsel toplantılara davet ederek kendisi de bu toplantılarda sohbet ablalığı sıfatıyla katılan, tanığa himmet ve burs adı altında örgüte gidecek şeklide para toplaması talimatını veren, üzerine kayıtlı hat üzerinden bylock programı kullanarak kullanıcı adı ve şifresini çocuklarının isimlerinden oluşturan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesindeki ölçütler doğrultusunda tayin edilen temel cezada ve 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirimin 1/6 oranında uygulanmasına dair gerekçede bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
A- Anayasanın 138/1. maddesi hükmüne göre, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik, örgüt içindeki konumu ve kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği gözetilerek işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken; dosya içerisinde bulunan deliller dikkate alındığında yetersiz gerekçe ile suçun unsurları ayrıca teşdit sebebi kabul edilerek temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/3. maddesine aykırı olarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
B- Sonuç ceza belirlenirken, TCK 62. madde uygulanmasıyla, netice ceza 6 yıl 10 ay 15 ... olarak hesaplanması gerekirken, netice cezanın yazılı şekilde 5 yıl 22 ay 15 ... olarak hesaplanmasıyla eksik ceza tayinine sebebiyet verilmesi,
C- Sanığın sunduğu 06.02.2023 tarihli dilekçesi itibarıyla, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmesi ve dilekçe içeriğinde de kendisinin örgütsel faaliyetlerine ve yargılama aşamasında bildirmediği birtakım örgüt mensuplarına ilişkin bilgiler vermesi karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş olduğu bilgilerin, sanığın örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun doğruluk ve faydalılık durumunun ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2019/1522 Esas, 2020/851 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.03.2023 tarihinde karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 906001500