İçtihat
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/7396 E. 2026/6579 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas
- 2025/7396
- Karar
- 2026/6579
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Hırsızlık
Karar metni
2. Ceza Dairesi 2025/7396 E. , 2026/6579 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/3809 E., 2024/2587 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, “mahkûmiyete yeterli delillerin bulunmadığına, eksik inceleme neticesinde karar verildiğine, değer düşüklüğünün gözetilmediğine” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2020 tarihli, 2018/409 Esas, 2020/180 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/1775 Esas, 2021/1134 Karar sayılı kararı ile "sanığın akıl hastalığı nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesi kapsamında, Adli Tıp Kurumundan ya da tam teşekküllü ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden heyet raporu alınması gerektiği gözetilmeden ... Devlet Hastanesince düzenlenen tek hekimli raporla yetinilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması, sanığın eylemi nedeniyle haberleşme alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksayıp aksamadığının kurumdan sorularak tespiti ile sanık hakkında TCK'nun 142/5. maddesinin uygulanma yerini bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmaması" gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli, 2021/245 Esas, 2022/399 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.01.2024 tarihli ve 2022/2699 Esas, 2024/20 Karar sayılı kararı ile bu defa "5271 sayılı CMK’nun 150/3 ve 196/2.maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla sorgu ve savunması alınarak CMK'nun 150/3,188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması, sanık hakkında ceza miktarı itibariyle kazanılmış hak müessesi uygulanırken CMK'nun 283.maddesi uyarınca sonuç cezanın 3 yıl 9 ay hapis cezası olarak infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken; sanığın neticeten 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmesi " gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle;
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 01.06.2021 tarihli ve 2020/1775 Esas, 2021/1134 Karar sayılı kararının; bozma üzerine Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2022 tarihli, 2021/245 Esas, 2022/399 Karar sayılı kararının; bu karara ilişkin yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.01.2024 tarihli ve 2022/2699 Esas, 2024/20 Karar sayılı bozma kararının ve bu ikinci bozma kararı üzerine verilen Silifke 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2024 tarihli ve 2024/54 Esas, 2024/253 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 1225941400