Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4712 E. 2026/7152 K.

İçtihat

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4712 E. 2026/7152 K.

Karar merciiYargıtay 2. Ceza Dairesi

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/4712 E. 2026/7152 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas
2024/4712
Karar
2026/7152
Karar tarihi
22 Nisan 2026
Kaynakta belirtilen suç(lar)
Hırsızlık

Karar metni

2. Ceza Dairesi         2024/4712 E.  ,  2026/7152 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/2471 E. 2023/3923 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin '' TCK'nın 32/1 ve 34/1. maddelerinde düzenlenen hükümlerin ve diğer lehe hükümlerin uygulanmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığına, gecenin sabit olmadığı bu nedenle TCK'nın 143. maddesinin uygulanmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna '' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/3 49... /646 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.09.2020 tarihli ve 2020/592 Esas, 2020/1604 Karar sayılı kararıyla ''1-.............Beraate esas alınan delillerin kovuşturmada okunmamış ve tartıştırılmamış olması nedeniyle dairemiz bozma ilamında hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiş,
2-)İlk derece mahkemesince sanığın olay zamanı şikayetçiye ait ikametten şikayetçinin rızası hilafına kredi kartını aldığının kabul olunup sanığın TCK.nın 245/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği halde ve bu kabulde sanığın tevil yollu savunması, şikayetçinin soruşturma ve kovuşturma evresindeki şikayetleri ile Tanık ...'ün soruşturma ve kovuşturma evresindeki beyanları ile hukuka aykırılık bulunmamış olmasına rağmen sanığın nitelikli hırsızlık suçundan mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmiş olması,
3-)İlk derece mahkemesince kısa karar kurulduktan sonra vekalet ücreti hususunda tesis olunan hükmün sorumlusunu değiştirecek şekilde hukuka aykırı tavzih kararı ile aynı konuda farklı hüküm tesis edilmiş olması, '' gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında gerekçe olarak gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 Esas, 2011/149 Karar sayılı kararında da hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmamasının sanığın savunma hakkının ihlâl edilmesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, nitekim hükme esas alınan delillerin duruşmada açıkça okunmamasının delilleri hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil hâline getirmeyeceği, esasen sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik olan bozma nedeninin 5271 sayılı Kanun'un 289/1-(i) maddesi kapsamında değil, 289/1-(h) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı,
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle;
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 08.09.2020 tarihli ve 2020/592 Esas , 2020/1604 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2023 tarihli ve 2020/484 Esas, 2023/99 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 67. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1223651500
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.