İçtihat
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/8897 E. 2013/28280 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas
- 2013/8897
- Karar
- 2013/28280
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmekveya yaymak
Karar metni
12. Ceza Dairesi 2013/8897 E. , 2013/28280 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmekveya yaymak
Hüküm : Beraat
Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.
Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez, aksinin kabulü; anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek, uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğurur, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;
Şikayetin kapsamına, iddianamedeki nitelendirmeye ve incelenen dosya içeriğine göre; sanığın, katılanın kişisel verilerini ele geçirme, kaydetme, yayma, onun başkasıyla gerçekleştirdiği haberleşme içeriğini öğrenme, kaydetme veya ifşa etme, özel hayatının gizliliğine müdahalede bulunma, huzur ve sükûnunu bozma kastıyla hareket ettiğine dair dosya kapsamında bir delil bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın sübut bulan katılana ait mail adresinin internet şifresini, katılanın bilgisi ve rızası dışında ele geçirerek, bilişim sistemindeki katılana özel kısma girdiği ve katılanın şifre ve gizli sorusunu değiştirip erişimini engellemesinden ibaret eyleminin TCK'nın 244/2. maddesinde tanımlanan “Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, değiştirme veya erişilmez kılma” suçunu oluşturacağı gözetilmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek, TCK'nın 136/1. maddesinden yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Katılanın, 21.10.2009 tarihinde, bilgisi ve rızası dışında, kendisine ait mail adresinin internet şifresinin ele geçirildiği ve erişiminin engellediği iddiasını içeren şikayet dilekçesi üzerine başlatılan adli soruşturma kapsamında, olay tarihinde katılana ait mail adresine hangi bilgisayardan erişildiğinin “...” isimli şirketten sorulması üzerine, şirket tarafından bilgisayar IP numaralarının bildirildiği, bu bilgisayarların kimlere ait olduğunun Türk Telekom İzmir Bölge Müdürlüğü'nden sorulduğunda da, olay tarihinde katılana ait mail adresine sanığa ait internet hattı üzerinden erişimin gerçekleştirildiğinin bildirildiği, soruşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporunda da olay tarihinde katılana ait mail adresine sanığa ait bilgisayar üzerinden giriş yapıldığının belirtildiği, taraflar arasında, sonuçlanmış ve devam eden hukuk ve ceza davalarına yansıyan husumet de bulunduğu gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmiş ise de,
Maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi için; bilirkişi raporunda, sanığın sahibi olduğu bilgisayarlar dışında abonesi olduğu telefona bağlı IP adresinden şikayete konu mail adresine giriş yapıldığı tespit edilen ...'ın tanık olarak beyanının alınması, bilişim uzmanı üç kişilik bilirkişi heyetine, sanığın olay tarihi itibariyle iş yerinde ve evinde kullandığı bilgisayarlar üzerinde inceleme yaptırılarak, dosya kapsamında mevcut olan deliller ve elde edilen bilgilerle birlikte, sanığa, katılanın elektronik posta adresi ve şifresi yazılı elektronik ileti gönderilip gönderilmediği, katılanın mail şifresinin sanık tarafından ele geçirilip geçirilmediği, ele geçirildi ise hangi tarihte ve nasıl ele geçirildiği, ele geçirilmesinin ardından katılanın bilişim sistemindeki kendisine ait kısma erişiminin engellenip engellenmediği, engellendiyse ne şekilde ve hangi zaman aralığı içerisinde katılanın erişiminin engellendiği, bu süre zarfında sistemin içerdiği verilerin yok olup olmadığı veya değiştirilip değiştirilmediği hususlarını teknik verilerle destekleyecek ve 06.10.2010 tarihli bilirkişi raporundaki tereddütleri giderecek biçimde rapor düzenlettirilmesi, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, iddia ve savunmanın doğruluk derecesi açıklığa kavuşturulduktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, “...Tanık ...'in müşteki tarafından kendisine şifre verilerek sanığın iş yerindeki bilgisayardan mail adresine girdiğini beyan etmiş olması karşısında ayrıca bilirkişi raporun da ... tarafından da sanığa ait mail adresine girildiği listede belirtilmiş olması nedeni ile yapılan şifre değişikliklerinin sanık tarafından yapıldığı bu şekilde sanığın atılı suçu işlediği savunmasının aksine her türlü şüpheden arındırılmış kesin kanıt elde edilemediğinden beraatine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde yasal gerekçeden yoksun biçimde ve eksik soruşturma ile, sanık hakkında yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 980315400