Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/31535 E. 2026/4555 K.

İçtihat

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/31535 E. 2026/4555 K.

Karar merciiYargıtay 11. Ceza Dairesi

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/31535 E. 2026/4555 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas
2021/31535
Karar
2026/4555
Karar tarihi
27 Nisan 2026
Kaynakta belirtilen suç(lar)
Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık

Karar metni

11. Ceza Dairesi         2021/31535 E.  ,  2026/4555 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/13 E., 2016/19 K.
SUÇ : Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi düzelterek onama

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2016 tarihli ve 2014/13 Esas, 2016/19 Karar sayılı kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, gereği düşünüldü:

... Banka vekilinin temyiz talebinin, sanıklar ..., ... ve ... haklarında kurulan beraat hükümlerine; sanık ... müdafiinin temyiz talebinin, hakkında beraat hükmü kurulan sanık lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi talebine münhasır olduğu anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında tanzim olunan İddianame ile sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareketle ... Bankası A.Ş.'den 8.500,00 TL kredi ve kredi kartı; ... Bankası A.Ş.'den kredi kartı; ... A.Ş.'den 2.000 TL tüketici kredisi aldıkları; ... A.Ş.'nin ise kredi başvurusunu reddettiğine ilişkin eylemler hakkında açılan kamu davaları yönünden mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
I. Sanık ... Hakkında Şikâyetçi... Bankası A.Ş.'ye Karşı Eylemi Nedeniyle Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne İlişkin Müdafiinin Temyiz Talebi Yönünden
Hüküm tarihinde müdafii bulunmayan sanığın yokluğunda verilip 31.03.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, dava dosyasına 20.06.2016 tarihinde ibraz olunan vekâletnameye istinaden müdafiince, karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 310/1 maddesinde belirlenen bir haftalık kanuni süre geçtikten sonra 24.06.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, kanun yolu, süresi ve mercii yönünden yanıltmanın bulunmadığı, hükmün, 1412 sayılı CMUK’un 305/1 maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
II. Sanıklar ... ve ... Haklarında ... Bankaya Karşı Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerine İlişkin sanık ... Müdafii ve ... Banka Vekilinin Temyiz Talepleri Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemleri süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
a. Sanık ... yönünden; sanığın, UYAP üzerinden MERNİS aracılığıyla ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 01.05.2022 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu;
b. Sanık ... yönünden; sanıkların, serbest muhasebeci ... tarafından ...'ın bir... yerinde 2.500,00 TL ücretle çalıştığına dair tanzim edilen sahte belgelerle bankalara kredi başvurusu yaptıkları şeklinde isnat olunan eylem kapsamında sanık ...'ın eyleminin bu hâliyle 5237 sayılı TCK'nın 207/1 maddesi kapsamında özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarını taşıyacağı anlaşılmakla,
Yargılama konusuözel belgede sahtecilik suçu için 5237 sayılı TCK’nın 207/1 maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-(e) hükmü gereği 8 yıllık olağan ve 67/4 maddesi uyarınca 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü, zamanaşımını durduran bir nedenin bulunmadığı da gözetildiğinde suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmekle, ... Banka vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321/1 maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1 maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık ... hakkında açılan kamu davasının sanığın ölmesi nedeniyle, sanık ... hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
III. Sanık ... Hakkında ... Bankaya Karşı Açılan Davadan Kurulan Beraat Hükmüne Karşı ... Banka Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, ... Banka vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
IV. Sanık ... Hakkında... Bankası A.Ş.'ye Karşı Açılan Davadan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Karşı Sanığın Temyiz Talebi Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Gerekçeli karar başlığında suç isminin, somut olayda uygulama alanı bulunmayan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu olarak da gösterilmesi ve suç tarihinin 05.12.2007 olduğu gözetilmeyerek hatalı şekilde 14.02.2012 olarak belirtilmesi, mahallinde giderilebilir yazım hataları kabul edildiğinden bu hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanığın, ... ...'e ait olup da üzerinde farklı bir kadına ait fotoğraf bulunan sahte nüfus cüzdanını ibraz ederek... Bankası A.Ş.’den 40.500,00 TL taşıt kredisi çektiği, paranın tamamını teslim aldığı ve zararın giderilmediği olayda, sanığın nüfus müdürlüğünün maddi varlığı olan nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(d) hükmü ile birlikte aynı Kanun'un 158/1-(j) maddesinde yer verilen hükmü birlikte ihlal etmesi karşısında sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın tayininde 5237 sayılı TCK'nın 61/1 maddesinde belirtilen, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu gibi cezanın bireyselleştirilmesine yönelik kriterler ile aynı Kanun'un 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek, hakkaniyete uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Sanık hakkında hüküm kurulurken 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(j) maddesinde belirtilen nitelikli hâl sebebiyle aynı Kanun'un 158/1-son hükmü gereği temel hapis cezası 3 yıldan ve temel gün adli para cezası suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı, buna göre 5237 sayılı TCK'nın 61/1 maddesinde yer verilen kriterler ile aynı Kanun'un 52. maddesi de gözetilmek suretiyle hapis cezasının alt sınırı 3 yıl ve gün karşılığı belirlenecek adli para cezasının alt sınırının haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel cezaların belirlenmesi, akabinde artırım ve indirimlerin bu miktarlar üzerinden yapılması gerekirken, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(j) maddesi gereği adli para cezası yönünden temel cezanın 5 gün adli para cezası olarak belirlendiği,
akabinde aynı Kanun'un 158/1-son maddesinde yer verilen düzenleme gerekçe gösterilerek adli para cezasının haksız menfaatin iki katından az olamayacak şekilde 4050 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle hatalı uygulama yapılmış ise de ceza indirimlerinin bu miktar üzerinden yapılmış olması karşısında bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
4. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği ve sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
5. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde temel cezanın tayini sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(j) maddesi yerine 151/1-(j) olarak gösterilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında temel cezanın belirlendiği ilk paragrafta yer alan "151/1-(j)son" ibaresinin hükümden çıkarılması ve
yerine "158/1-(j)" ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, Tebliğname'ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

V. Sanık ... Hakkında ... Bankaya Karşı Açılan Davadan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Karşı Sanığın Temyiz Talebi Yönünden
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Sanık hakkında tanzim olunan İddianame ile sanığın ... Bankaya karşı eyleminin; "...dan alınan ... adına kayıtlı kredi kartı ile 3.296,67 TL borç yaptığı" şeklinde ifade edildiği, nitekim ... Banka tarafından dava dosyasına gönderilen cevabi yazılarda da sadece 1.000,00 TL limitli kredi kartı alındığının belirtildiği; dava dosyasında da ... Bankadan kredi başvurusunda bulunulduğuna, bu Banka ile kredi sözleşmesi imzalandığına dair herhangi bir belgenin bulunmadığı gözetilerek sanığın ... Bankaya karşı eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 245/2 maddesinde düzenlenen sahte banka veya kredi kartı üretme, satma, devretme, satın alma veya kabul etme suçunun yasal unsurlarını taşıdığı gözetilmeksizin, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(j) bendinde yer verilen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2. Gerekçeli karar başlığında suç isminin, somut olayda uygulama alanı bulunmayan bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu olarak da gösterilmesi ve suç tarihinin 05.12.2007 olduğu gözetilmeyerek hatalı şekilde 14.02.2012 olarak belirtilmesi,
3. Sanık hakkında hükmolunan adli para cezası yönünden, 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3 maddesinde yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz
saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde adli para cezalarının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
4. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53/3 maddesinin birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
5. Sanığa isnat olunan eylemin, ... ...'e ait olup da üzerinde farklı bir kadına ait fotoğraf bulunan sahte nüfus cüzdanını ibrazı ile gerçekleştirilmesi karşısında yargılama konusu suçtan doğrudan zarar görmeyen, bu itibarla katılma hakkı bulunmayan ...'ın hatalı şekilde ... sıfatıyla kamu davasına kabulüne karar verilerek adı geçen lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi,

Yasaya aykırı, sanığın temyiz talebi bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

27.04.2026 tarihinde karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1227102000
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.