Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21781 E. 2025/5314 K.

İçtihat

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21781 E. 2025/5314 K.

Karar merciiYargıtay 11. Ceza Dairesi

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/21781 E. 2025/5314 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas
2021/21781
Karar
2025/5314
Karar tarihi
30 Nisan 2025
Kaynakta belirtilen suç(lar)
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Karar metni

11. Ceza Dairesi         2021/21781 E.  ,  2025/5314 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/280 E., 2015/243 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükme Dair Temyizin İncelenmesinde
Her ne kadar katılan ...'ın, kovuşturma aşamasında beyanı alınmamış ise de; soruşturma aşamasında suça konu çeki kullanması için sanığa vermediği yönünde savunmada bulunmuş olması, suça konu çekin çalındığı yönünde suç duyurusunda bulunduğu gibi ilgili bankaya ödemeden men talimatı vermiş olduğu hususları birlikte değerlendirdiğinde, katılanın zımni de olsa suça konu çekin kullanması konusunda sanığa rıza göstermediğinin anlaşılması karşısında, sonuca etkili görülmediğinden tebliğnamede eksik araştırmadan bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, adli para cezasının hesabında belirlenen 1875 gün üzerinden sanığın ekonomik durumuna göre takdir edilen 20,00 TL ile çarpılması sonucunda, hesaplamada yapılan hata sonucu "37.500 TL" adli para cezası yerine, "3.750 TL" adli para cezası olarak belirlenerek eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından; 28.06.2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3 maddesinde yer verilen; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adlî para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi hususu ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi; gerekçeli karar başlığında "16.12.2006, 17.01.2007, 10.12.2006" şeklinde hatalı yazılan suç tarihinin, "18.01.2007" olacak şekilde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme Dair Temyizin İncelenmesinde
Gerekçeli karar başlığında "16.12.2006, 17.01.2007, 10.12.2006" olarak yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu çekin en son bankaya ibraz tarihi olan "18.01.2007" olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımının, 18.01.2007 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 30.04.2025 tarihinde karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1153877500
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.