İçtihat
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/16707 E. 2025/6961 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas
- 2021/16707
- Karar
- 2025/6961
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
Karar metni
11. Ceza Dairesi 2021/16707 E. , 2025/6961 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/245 E., 2015/238 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü;
I. Sanık ... hakkında bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık ...'ın temyiz başvurunun incelenmesinde;
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 16.02.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, kamu davasının TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla katılan sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, katılan sanık hakkındaki kamu davalarının CMK'nin 222/8. maddesi uyarınca ölüm nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
II. Sanıklar ... ve ... haklarında bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafi ve sanık ...'in temyiz başvurularının incelenmesinde;
Sanıkların sahte kimlik bilgileri, farklı tarihli birden fazla sahte belge ile ... Ticaret Ltd. Şti'ni kurup, şirket adına bankalara sahte çek hesabı açtırıp, 29.09.2006 keşide tarihli ve 40,000,00 Türk lirası bedelli çeki sahte olarak keşide ederek, 40,000,00 Türk lirası bedelindeki mal karşılığında bu çeki katılan ...'na verdikleri, yine 20.11.2006 keşide tarihli ve 75.000,00 Türk lirası bedelli, 24.10.2006 keşide tarihli ve 90.0000,00 Türk lirası bedelli çekleri sahte olarak keşide edip, ticari ilişki kapsamında katılan ...'a verdikleri ve bu suretle üzerlerine atılı suçları işledikleri iddia olunan olayda;
A. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan sahtecilik suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak, somut olaya ilişkin olarak dosya mevcudu ve UYAP sorgulaması neticesinde, sanık ... ile katılan ...'ın çalıştığı şirket arasında birden fazla çek alış verişi olduğu, benzer şekildeki çek alışverişleri nedeniyle Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/2, Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/259, 2018/241 esaslarına kayden yargılandığı, yine suç tarihine yakın tarihlerdeki sahtecilik eylemleri nedeniyle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesi ile görevli) 2007/277 esasına kayden yargılandığı anlaşılmakla; sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosyanın ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi, ayrıca sanık ...'in, ölen sanık ...'ın, müşteki ...'ın kimlik bilgilerini kullanarak şikâyetçi adına sahte nüfus cüzdanı düzenlettirme, bu nüfus cüzdanını kullanarak, Eskişehir 2. Noterliğinde yine müşteki adına sahte imza beyannamesi düzenlettirme ve bu sahte resmi belgelerle ... ve ....'a müracaat ederek şikâyetçi adına suça konu çekin de aralarında bulunduğu çek hesabı açtırma şeklindeki eylemine iştirak ettiği sabit olan eyleminin, Eskişehir 2. Noterliğinde düzenlenmiş imza beyannamesinin 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddesi gereğince sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması ve aynı suç işleme kararıyla farklı tarihlerde söz konusu sahte belgelerin düzenlemesi nedeniyle, zincirleme biçimde işlenmiş kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ve sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204/1-3 maddeleri ile 43/1 maddesi gereğince hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu resmi belgede sahtecilik suçundan yazılı şekilde ayrı ayrı hükümler kurulması,
B. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden sanık ... ile katılan ...'ın çalıştığı şirket arasında birden fazla çek alış verişi olduğu, benzer şekildeki çek alışverişleri nedeniyle Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/2, Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/259 ve 2018/241 esaslarına kayden yargılandığının anlaşılması karşısında; katılan ...'dan, suça konu çeklerin, alışveriş karşılığında mı, yoksa önceden doğan borç ilişkisi nedeniyle mi verildiği, önceden doğan borç karşılığında verilmiş olması durumunda dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmeyeceğinin gözetilmesi, alışveriş karşılığında verilmiş ise buna ilişkin fatura ve belgelerin neler olduğu, yukarıda esas ve karar numaraları yazılan diğer dava dosyalarındaki çekler ile bu davaya konu çekin aynı anda ve/veya aynı ticari ilişki kapsamında alınıp alınmadığı hususları sorulup, varsa belgeleri de getirtilip incelenerek, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi, ayrıca ...'na usulüne uygun şekilde teşhis işlemi yaptırılarak, sanık ...'in suça konu çeki katılana veren ölen sanık ...'ın yanında bulunan ve ölen sanığın eylemine iştirak eden şahıs olup olmadığının tespiti, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde kararlar verilmesi,
C. Sanık ... hakkında diğer sanıklarla iştirak halinde resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle mahkumiyet hükümleri kurulmuş ise de, adı geçen sanığın, "Ben olan biten işlerden haberim yoktur ve ben ....i tanımıyorum, sadece mahkemelerde tanıdım, böyle bir şirketten de haberim yok, hiç bir çekte imzam yok, suçlamaları kabul etmiyorum, mağdurları da tanımam dedi." şeklindeki savunması ve dosya kapsamındaki tarihsiz bilirkişi raporunda, suça konu 2 adet çekteki yazı ve imzaların sanık ...'in eli ürünü olmadığına dair yapılan tespit karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından, katılan ...'na usulüne uygun şekilde teşhis işlemi yaptırılarak, müşteki ... olarak kendisini tanıtıp, suça konu çeki katılana veren ölen sanık ...'ın yanında bulunan ve ölen sanığın eylemine iştirak eden şahsın sanık ... olup olmadığının tespiti, yine katılan ...'a usulüne uygun şekilde teşhis işlemi yaptırılarak, sanık ...'in, diğer sanık ... ile birlikte suça konu çekleri kullanan şahıslardan olup olmadığının belirlenmesi, sanığın suça konu sahte belgelerin düzenlenmesi ve kullanılması sırasında, diğer sanıkların eylemlerine iştirak edip etmediğinin belirlenmesi ve iştirak ettiğinin tespiti halinde bu delillerin neler olduğunun belirtilip, tüm delillerle birlikte tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde kararlar verilmesi,
D. Kabule göre de; 1. Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulurken uygulamaya esas olan 5237 sayılı Kanun'un 158/1. maddesinin son cümlesinin belirtilmemesi,
2. Sanıkların katılan ...'dan elde ettikleri menfaat miktarının 165.000,00 Türk lirası, katılan ...'ndan elde ettikleri menfaat miktarının ise 40.000,00 Türk lirası olduğunun anlaşılması karşısında, bu miktarların iki katı olan 330.000,00 Türk lirası ve 80.000,00 Türk lirası üzerinden hesaplanan gün adli para cezasının 16500 ve 4000 gün adli para cezası olduğu ve hapis cezasında alt sınırdan hüküm kurulduğu halde, yasal ve yeterli gerekçe göstermeden adli para cezası belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılarak 24000 ve 18000 gün adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi, sanıkların hangi katılana yönelik eylemi nedeniyle hangi hükümlerin kurulduğunun belirtilmemesi ve tespit edilen gün adli para cezalarının takdiren günlüğü 30,00 ve 40,00 Türk lirası ile çarpılması sonunda sonuç cezaların hatalı hesaplanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve sanık ... müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 10.06.2025 tarihinde karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 1165919300