Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/11735 E. 2013/15227 K.

İçtihat

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/11735 E. 2013/15227 K.

Karar merciiYargıtay 11. Ceza Dairesi

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2012/11735 E. 2013/15227 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas
2012/11735
Karar
2013/15227
Karar tarihi
23 Ekim 2013
Kaynakta belirtilen suç(lar)
Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık

Karar metni

11. Ceza Dairesi         2012/11735 E.  ,  2013/15227 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : 1-Resmi belgede sahtecilik suçundan; 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80 ve 59. maddelerince 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan; 5237 sayılı TCK.nun 158/1-e-f, 43 ve 62. maddelerince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 206.768 TL a.p.c, ayrıca CK.nun 53/1 ve 63. maddeleri

I-Katılan ...Ş vekilinin sanık hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelen temyizinin incelenmesinde;
Şikayetçi Halk Bankası A.Ş.'nin suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle kamu davasına katılma hakkının bulunmadığı gibi, 09.06.2009 günlü oturumda şikayetçi Halk Bankası A.Ş vekilinin yüzüne karşı tefhim olunan kararın hüküm fıkrasında, kanun yollarına başvuru süresinin başlangıcı "kararın tefhim ve tebliğinden itibaren..." şeklinde belirtilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2011 gün, 2011/9-13 Esas, 2011/3 karar sayılı ve 01.02.2011 gün, 244-14 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, mesleği bir kamu hizmeti niteliğindeki avukatlık olan, yasa yollarına başvuru için yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip bulunan vekilin, temyiz süresinin kararın yüze karşı verildiği hallerde tefhimden itibaren işlemeye başlayacağını bilmemesi düşünülemeyeceğinden, yasa yolu bildirimindeki bu eksiklik vekil açısından bir yanılgı ve bu bağlamda hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacağı gibi şikayetçi Halk Bankası A.Ş.'nin suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle kamu davasına katılma hakkının da bulunmadığı cihetle, 09.06.2009 tarihinde yüzüne karşı tefhim olunan hükmü, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra 07.08.2009 tarihinde temyiz eden ve ayrıca suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle kamu davasına katılma hakkı bulunmayan şikayetçi banka adına vekilinin vaki temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Müdafiinin sanık hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın 13 adet toplam 99.267 TL bedelli çeki sahte olarak düzenlediğinin anlaşılması karşısında verilen zararın miktarı gözetilerek temel cezanın tayini sırasında asgari hadden uzaklaşılması ve sahte çek sayısının fazlalığına göre de, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinin tatbiki sırasında artırım oranının asgari oranının üzerinde tayini gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, eleştirinin niteliği ve zararın tamamen giderilmediğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı nedenlerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca 765 ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümleri somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasa belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
III-Müdafiinin sanık hakkındaki nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca sanığa yüklenen "nitelikli dolandırıcılık" suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 23.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1075582800
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.