Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/7472 E. 2026/4302 K.

İçtihat

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/7472 E. 2026/4302 K.

Karar merciiYargıtay 10. Ceza Dairesi

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2025/7472 E. 2026/4302 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas
2025/7472
Karar
2026/4302
Karar tarihi
7 Nisan 2026
Kaynakta belirtilen suç(lar)
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Karar metni

10. Ceza Dairesi         2025/7472 E.  ,  2026/4302 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/938 E., 2021/1134 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62... . maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 10.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 24.09.2025 tarihli ve 2024/33927 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2025 tarihli ve KYB-2025/113370 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.10.2025 tarihli ve KYB-2025/113370 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 esas, 2021/7640 karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 esas, 2021/7865 karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği nazara alındığında,
Şüpheli hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 01/10/2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, 07/09/2015 tarihinde şüphelinin ".. Mahallesi .. .. Caddesi No:../.. ../.." şeklindeki MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebliğ edildiği anlaşılmakla; esasen öncelikle şüphelinin sorgu ifadesinde bildirdiği ".. Mahallesi, ../.. Sokak ../..1 ../.." adresine bilinen son adres sıfatıyla tebligat çıkarılması, bu çıkarılacak tebligatın iade gelmesi üzerine bu defa mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi kapsamında tebligat çıkarılarak tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği halde, anılan şekilde yapılan işlemler usulsüz olduğundan kamu davasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği ve bu nedenle kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, kamu davasının durması yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
D. Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede sanık isminin "..." yerine ".. .." olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede:
A. Şüpheli hakkında, 29.04.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2015 tarihli ve 2015/91023 Soruşturma, 2015/3050 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği,
B. Yine şüpheli hakkında, 22.05.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2015 tarihli ve 2015/134260 Soruşturma, 2015/3927 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemeyeceği gözetilmeksizin ikinci kez beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği,
C. Şüphelinin, 14.10.2105 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan eylemi nedeniyle her iki erteleme kararının kaldırılarak, soruşturma dosyaları birleştirilip Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2016 tarihli ve 2015/91023 Soruşturma, 2016/10776 Esas, 2016/9296 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,
D. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.03.2106 tarihli ve 2016/205 Esas, 2016/243 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve koşulları bulunmadığı halde 5237 sayılı TCK'nın 191. ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, ihbar üzerine, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.10.2021 tarihli ve 2021/938 Esas, 2021/1134 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan hüküm açıklanarak 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62... . maddeleri uyarınca hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/2. maddesi hükmü gereği zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı; tasfiye niteliğinde olup, suç tarihi 28.06.2014 tarihi öncesi olup anılan Kanun
değişikliğinin yürürlüğe girdiği bu tarih itibarıyla kamu davası zaten açılmış olan derdest dosya kapsamında, bu derdest dosyayı inceleyen Mahkemece değerlendirilmesi gereken hükümdür. Bu şekildeki derdest olan dosya kapsamında sanık hakkında bu Mahkemenin, incelediği ve sabit kabul ettiği eylem yönünden, 28.06.2014 tarihinden önce doğrudan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararı vermemişse, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı başka mahkemelerce verilmiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararları ile adli sicil kaydındaki hükümlülükleri dikkate almaksızın, artık 28.06.2014 tarihinden sonra kurulacak olan hükümde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesini uygulama imkanı kalmadığından, zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı vermesi gerekmektedir.
Ancak, suç tarihi 28.06.2014 tarihi sonrası olan dosyalar kapsamında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle: 28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde düzenlenme yürürlükte olduğundan ve bu kapsamda değerlendirme yapılması gerektiğinden, kanun yararına bozma istemine konu dosya kapsamında sanık hakkında 29.04.20 15... .05.2015 tarihli eylemleri nedeniyle öncelikle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği ve ihlâl üzerine erteleme kararı kaldırılarak 07.03.2016 tarihinde kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, uygulanma koşulu bulunmadığı halde 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. madde kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ve yine bu kararın 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesi kapsamında takdiren verilmiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olarak da kabul edilemeyeceği gözetilerek yapılan incelemede;

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda sanığa, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı,
Sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.07.20 15... .10.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin her iki karar içeriğinde, karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "tebliğ"den itibaren başlayacağının açıkça gösterilmediği, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40. maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. ve 5271 sayılı CMK'nın 171, 1 72... . maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının gösterilmemesi nedeniyle erteleme kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, kararın kesinleşmemesi nedeniyle beş yıllık erteleme süresi işlemeye başlamadığından ihlâl kabul edilen 14.10.2015 tarihli eylemin erteleme süresi içinde işlendiğinden ya da yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından;
Mahkemesince; açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı ise de;
Kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada,
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) ve adli sicilde yapılan incelemede, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.08.2024 tarihli ve 2024/29897 Soruşturma sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve incelemeye konu suç tarihi olan 23.09.2017 tarihinden sonra sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla açık ve kapalı kaydın bulunduğu anlaşılmakla,
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmalarda, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" amir hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sadece bir kez verilebileceği düzenlendiğinden, aynı şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu nedeniyle farklı tarihlerde işlediği eylemlerden dolayı birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiş ise, bunlardan usûlüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının esas alınması gerektiği, bu durumda, erteleme kararının kesinleşmesine kadar işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olabileceği kabul edildiğinden, Cumhuriyet Başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, usûlüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bulunup bulunmadığı belirlenip, dosyaların derdest ise incelemeye konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği, sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle, incelemeye konu eylem nedeniyle yeniden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilip verilmeyeceği ya da incelemeye konu eylemin ihlâl niteliğinde eylem olup olmadığı veya eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra hukukî durumun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli ve 2021/938 Esas, 2021/1134 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.04.2026 tarihinde karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1223037500
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.