Ana içeriğe geç
ABAdli BilişimBilişim Hukuku ve Dijital Deliller Portalı
  • Makaleler
  • İçtihatlar
  • İçtihat Değerlendirmeleri
    • Av. Ramazan Sertan Safsöz
    • Av. Gizem Deren Pınar
    • Av. Betül Safsöz
    • Av. Gizem Aral Safsöz
    • Av. Ragıp Başol
    • Av. Ozan Ferhat Şen
    • Av. Sercan Turgay
    • Av. Öykü Ermiş
    • Ömer Mavzer
  1. Ana Sayfa
  2. İçtihatlar
  3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/245 E. 2025/7735 K.

İçtihat

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/245 E. 2025/7735 K.

Karar merciiYargıtay 10. Ceza Dairesi

Yayımlandı
1 Ekim 2026
Güncellendi
1 Ekim 2026
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2024/245 E. 2025/7735 K.www.adlibilisim.org
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas
2024/245
Karar
2025/7735
Karar tarihi
8 Eylül 2025
Kaynakta belirtilen suç(lar)
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma

Karar metni

10. Ceza Dairesi         2024/245 E.  ,  2025/7735 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/593 E., 2021/300 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu 26.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf incelemesinden geçmeksizin 04.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 29.11.2023 tarihli ve 2023/.... sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/... sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme ile,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2564 esas, 2021/6714 karar sayılı ilâmında yer alan "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ... kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklamalar ve 28/06/2014 tarihli ve .... sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/8. maddesinde yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6. maddesinde belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu dikkate alındığında,

Dosya kapsamına göre, sanık hakkında evvelce 16/11/2009 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan mahkûmiyetine, 5237 sayılı Kanun'un 191/8 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddeleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, anılan Kanun'un 231/8. maddesi gereğince 5 yıl denetim süresi belirlenmesine dair İstanbul Anadolu(Kapatılan) 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2016 tarihli ve 2015/523 esas, 2016/88 sayılı kararının verildiği ve anılan kararın itiraz edilmeksizin 01/03/2016 tarihinde kesinleşmesini takiben, denetim süresi içerisinde 27/05/2018 ve 07/11/2018 tarihlerinde işlediği inceleme konusu suçtan dolayı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 08/02/2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği sanığın erteleme süresi içerisinde aynı neviden suçları yeniden işlemesi nedeniyle açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda ise İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/02/2021 tarihli ve 2020/593 esas, 2021/300 sayılı kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği,
İstanbul Anadolu(Kapatılan) 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/02/2016 tarihli ve 2015/523 esas, 2016/88 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 5237 sayılı Kanun’un 191/8. maddesine göre verildiği, kararın 01/03/2016 tarihinde kesinleştiği, kanunî zorunluluk nedeniyle verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının Cumhuriyet savcılıkları tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukuki sonuçları doğuracağının anlaşılması karşısında, sanığın incelemeye konu 27/05/2018, 07/11/2018, 21/06/2019, 21/12/2019, 02/12/2019, 27/01/2020 ve 12/03/2020 tarihli eylemlerinin, İstanbul Anadolu(Kapatılan)73. Asliye Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçların sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylemler nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren Mahkemesine ihbarda bulunulup, davanın derdest hale gelmesi sağlandıktan sonra, birleştirme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A. İstanbul Anadolu 26.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/593 Esas ve 2021/300 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:
1. Şüpheli hakkında, 27.05.2018 ve 07.11.2018 tarihlerinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 08.02.2019 tarihli ve 2018/153486 Soruşturma, 2019/911 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, erteleme kararında itiraz kanun yolu, itiraz mercii ve süresinin gösterildiği, erteleme kararının 12.02.2019 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
2. Şüphelinin 06.01.2019, 21.06.2019 ve 21.12.2019 tarihlerinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2020 tarihli ve 2020/... Soruşturma, 2020/24946 Esas, 2020/19303 sayılı iddianamesi ile İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2020/593 esasa kaydedildiği,
3.Yine sanık hakkında, 02.12.2019, 27.01.2020 ve 12.03.2020 tarihli aynı nev'i eylemleri nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2020 tarihli ve 2020/... Soruşturma, 2020/43564 Esas, 2020/... sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının, İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2020 tarihli ve 2020/988 Esas, 2020/930 Karar sayılı birleştirme kararı ile 2020/593 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği,
4. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.02.2021 tarihli ve 2020/593 Esas, 2021/300 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.

B. Dosya arasında bulunan İstanbul Anadolu 73.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/523 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararının incelenmesinde:
Sanık hakkında, 16.11.2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 14.06.2010 tarihli ve 2010/6638 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/523 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun' un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi ve 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 01.03.2016 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
C. Dosya kapsamına göre;
28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddede yer alan; " (2) Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesinde yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve 191/9. maddesinde yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231. maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında;
Somut olayda; İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2016 tarihli ve 2015/523 Esas, 2016/88 Karar sayılı kararı ile sanığın 16.11.2009 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle 5320 sayılı Kanun’un geçici 7/2. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kanuni zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile benzer hukuki sonuçları doğuracağı, bu durumda, incelemeye konu ilk suç tarihinin 27.05.2018 olması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle Cumhuriyet savcısı tarafından yeni bir soruşturmaya konu edilmeyip hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını veren mahkemeye ihbarda bulunması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılarak kamu davası açılması kanuna aykırı olduğundan;
1. İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesince, 27.05.2018 ve 07.11.2018 tarihli eylemler nedeniyle açılan davada 27.05.2018 tarihli eyleme ilişkin davanın tefrikine karar verilerek ayrı bir esasa kaydedilmesi ve tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilen dosyada, incelemeye konu 27.05.2018 tarihli eylemin, İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen ve 01.03.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 27.05.2018 tarihli eylem nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "kamu davasının düşmesine" karar verilerek İstanbul Anadolu 73. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği,
2. Sanığın 07.11.2018 tarihli eylemi nedeniyle verilen 08.02.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı usulüne uygun şekilde verilip kesinleştiği gözetilerek 06.01.2019 tarihli eylemin erteleme kararından önce işlendiği, dolayısıyla erteleme kararının 06.01.2019 tarihli eylemi de kapsayacağı, erteleme kararının 12.02.2019 tarihinde tebliği ve kesinleşmesinden sonra işlenen ilk eylem olan 21.06.2019 tarihli eylemin, erteleme kararının ihlâli olup TCK'nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı suç teşkil etmeyeceği, dolayısıyla sanığın 07.11.2018, 02.12.2019, 21.12.2019, 27.01.2020 ve 12.03.2020 tarihli eylemleri nedeniyle, eylemlerin tamamının 30.06.2020 tarihli ilk iddianameden önce işlendiği gözetilerek TCK'nın 43.maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin de uygulanması suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, mahkemesince tefrik kararı verilmeksizin tüm eylemler yönünden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.02.2021 tarihli ve 2020/593 Esas, 2021/300 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.09.2025 tarihinde karar verildi.

Kaynaklar

  1. Yargıtay kaynak belge ID: 1168008400
  • Hakkımızda
  • Editoryal İlkeler
  • Kaynak ve Doğrulama Politikası
  • Düzeltme ve Güncelleme Politikası
  • Yazar Ol
  • İletişim
  • Gizlilik Politikası

© 2026 Adli Bilişim. Tüm hakları saklıdır. AdliBilişim.org’a ait özgün içerikler; avukatlar, hukukçular, akademisyenler ve hukuk fakültesi öğrencileri tarafından kaynak gösterme zorunluluğu olmaksızın mesleki, akademik ve eğitim amaçlarıyla kullanılabilir. Üçüncü kişilere ait içerik ve materyaller bu izin kapsamında değildir.