İçtihat
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/23265 E. 2025/7345 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas
- 2023/23265
- Karar
- 2025/7345
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Karar metni
10. Ceza Dairesi 2023/23265 E. , 2025/7345 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Salihli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 09.04.2008 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 10.11.2023 tarihli ve 2023/17681 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/121255 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/121255 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarihli ve 2018/2861 esas, 2019/3321 karar sayılı ilâmında, "Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, tedbirin infazı sırasında yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/5. maddesinde "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Görüldüğü üzere, yasa maddesinde davaya devam olunabilmesi için aranan şart "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartı olup, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı aranmamaktadır. Bir yargılama şartı olarak "ısrar" koşulu 6545 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Bu nedenle, infaza ilişkin usulî değişiklikler geriye yürümeyeceğinden 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önceki dönemde uygulanan ve uygulaması bu tarihten önce sona ermiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin olarak “ısrar şartı” aranmayacaktır." şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının uygulanmasına ilişkin olarak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki mevcut düzenlemeler kapsamında "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartı aranmadığı nazara alınarak yapılan incelemede;
Somut olayda, Salihli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedbirin infazına başlaması için sanığa gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin sanığın adresine 09.07.2007 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesine rağmen, sanığın çağrıya uymadığının bildirilmesi üzerine, yargılamaya devam edilerek Salihli (Kapatılan)1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.03.2008 tarihli kararıyla yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığa ilk başvuru davetiyesinin tebliği esnasında yürürlükte olan Tebligat Kanunu’nun, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki haliyle 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, daha önce bilinen en son adresine usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olan sanığın aynı adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edilmesinin yasaya aykırı olduğu ve bu tebliğin geçersiz olduğu, bu durumda sanığa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılmış hiçbir geçerli tebligat bulunmadığından, yasaya uygun olarak uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edilmesi için "davanın durmasına" karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 26.06.2006 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2006 tarihli ve 2006/3687 Soruşturma, 2006/1772 Esas, 2006/806 sayılı iddianamesi ile Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Yapılan yargılama sonucunda, Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.05.2007 tarihli ve 2006/369 Esas, 2007/243 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 19.06.2007 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
C. Sanığın denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak Salihli 1. Sulh Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.03.2008 tarihli ve 2006/369 Esas, 2007/243 Karar sayılı ek kararı ile, sanığın, 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/1. maddesi ve 62. maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. Denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/5. maddesinde "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir." şeklinde yer alan düzenleme uyarınca davaya devam olunabilmesi için aranan şart "Tedavinin ve
denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartı olup, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartının aranmayacağı gözetilerek yapılan incelemede;
Salihli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedbirin infazına başlaması için sanığa gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin sanığın adresine 09.07.2007 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesine rağmen, sanığın çağrıya uymadığının bildirilmesi üzerine, yargılamaya devam edilerek Salihli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.03.2008 tarihli kararı ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığa ilk başvuru davetiyesinin tebliği esnasında yürürlükte olan Tebligat Kanunu’nun, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki haliyle 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır." şeklindeki düzenleme uyarınca, daha önce bilinen en son adresine usulüne uygun bir tebligat yapılmamış olan sanığın aynı adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edilmesinin kanuna aykırı olduğu ve bu tebliğin geçersiz olduğu, bu durumda sanığa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce yapılmış geçerli bir tebligat bulunmadığından sanığın yükümlülüklerine uygun davranmadığından sözedilemeyeceği, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin 2. cümlesi uyarınca "davanın durmasına" ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Salihli (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 05.03.2008 tarihli ve 2006/369 Esas, 2007/243 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.06.2025 tarihinde karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 1199895300