İçtihat
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/23262 E. 2025/7342 K.
- Yayımlandı
- Güncellendi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas
- 2023/23262
- Karar
- 2025/7342
- Karar tarihi
- Kaynakta belirtilen suç(lar)
- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Karar metni
10. Ceza Dairesi 2023/23262 E. , 2025/7342 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/244 E., 2023/122 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62/1. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca iki kez 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin, itiraz edilmeksizin 22.05.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 01.11.2023 tarihli ve 2023/18546
sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/117262 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/117262 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 10.06.2010 tarihli eylemi nedeniyle 18.09.2012 tarihli karar ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedildiği, kararın 03.12.2012 tarihinde kesinleştiği, sanığın tedbir kararının gerektirdiği yükümlülüklere uymaması nedeniyle denetimli serbestlik dosyasının kapatılması üzerine Mahkemece 12.12.2013 tarihli karar ile mahkûmiyetine hükmedildiği, bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 11.07.2016 tarihli kararı ile bozulması üzerine yapılan yargılama sonucu ısrar şartı gerçekleşmediğinden bahisle 23.01.2017 tarihli karar ile bu kez durma kararı verilerek tedavi ve denetimli serbestlik kararının devamı için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 23.01.2017 tarihli durma kararının 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/1. fıkrasında yer alan “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur.” hükmü kapsamında verildiği gözetilmeksizin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, sanığın 07.11.20 17... .09.2018 tarihli eylemleri ihlal sayılarak 31.05.2019 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, 21.08.2018 tarihli eylem yönünden ise birleştirme talepli 22.07.2019 tarihli iddianame düzenlenerek ihlal niteliğinde olduğundan bahisle doğrudan kamu davası açıldığı ve 07.11.2019 tarihli karar ile dosyaların Mahkemece birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2. fıkrasının uygulama koşulları bulunmadığından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca durma kararı üzerine verilen 27.10.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ve sonrasında yapılan işlemlerin hukuki değerden yoksun olduğu, bu kapsamda Mahkemenin 23.01.2017 tarihli durma kararının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olduğu gözetildiğinde 18.09.2012 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kaldığı yerden devam ettiğinin kabulü ile,
Sanığın 07.11.2017 tarihli eyleminin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenmiş olması nedeniyle yükümlülüklerini ihlal eden sanık hakkında suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözetilmeksizin yargılamaya devam olunarak sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesinde, isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 10.06.2010 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 27.07.2010 tarihli ve 2010/77276 Soruşturma, 2010/63310 Esas, 2010/40909 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 14. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Bakırköy 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.09.2012 tarihli ve 2010/1773 Esas, 2012/1960 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 03.12.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
C. Yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak Bakırköy 14. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.12.2013 tarihli ve 2013/215 Esas, 2013/1108 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu,
D. Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 11.07.2016 tarihli ve 2015/11587 Esas, 2016/4523 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği,
E. Bozmadan sonra, Bakırköy 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2017 tarihli ve 2016/461 Esas, 2017/34 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca yargılamanın durmasına, 18.09.2012 tarihli denetimli serbestlik tedbirinin infazının kaldığı yerden devamına karar verildiği, durma kararının 10.02.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,
F. Durma kararından sonra, 10.06.2010 tarihli eylem nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 21.10.2017 tarihli ve 2017/21079 Soruşturma, 2017/1560 Karar sayılı kararı ile, 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbetlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, tedbirin infazı için 09.02.2018 tarihinde Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne
gönderildiği, 27.02.2019 tarihinde infazın tamamlandığı,
G. Sanık hakkında, 07.11.20 17... .09.2018 tarihli aynı nev'i suçları nedeniyle yürütülen soruşturmaların 2017/21079 sayılı soruşturma ile birleştirilerek, erteleme kararının kaldırıldığı ve 10.06.2010, 07.11.20 17... .09.2018 tarihli aynı nev'i suçlardan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2019 tarihli ve 2017/21079 Soruşturma, 2019/20029 Esas, 2019/14054 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
H. Sanık hakkında 21.08.2018 tarihli aynı nev'i suçtan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 22.07.2019 tarihli ve 2019/27364 Soruşturma, 2019/25099 Esas, 2019/17626 sayılı iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasının 2019/446 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği,
I. Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/446 Esas, 2019/892 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK'nın 191/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın temyiz kanun yoluna başvurduğu,
J. Dairemizin 14.06.2022 tarihli ve 2021/20065 Esas, 2022/7810 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği,
K. Bozmadan sonra, basit yargılama usulünün uygulanmasına ve 01.09.20 18... .08.2018 tarihli eylemler yönünden açılan davanın tefrikine karar verilerek; Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 14.04.2023 tarihli ve 2022/244 Esas, 2023/122 Karar sayılı kararı ile, sanığın 07.11.20 17... .06.2010 tarihli eylemleri nedeniyle ayrı ayrı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1 ve 62. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca iki kez 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
L. Dosya kapsamına göre;
Sanık hakkında 10.06.2010 tarihli eylemi nedeniyle 18.09.2012 tarihli karar ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına hükmedildiği, kararın 03.12.2012 tarihinde kesinleştiği, sanığın tedbir kararının gerektirdiği yükümlülüklere uymaması nedeniyle denetimli serbestlik dosyasının kapatılması üzerine Mahkemece 12.12.2013 tarihli karar ile mahkûmiyetine hükmedildiği, bu kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 11.07.2016 tarihli kararı ile bozulması üzerine yapılan yargılama sonucu ısrar şartı gerçekleşmediğinden 23.01.2017 tarihli karar ile bu kez durma kararı verilerek tedavi ve
denetimli serbestlik kararının devamı için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 23.01.2017 tarihli durma kararının 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7/1. fıkrasında yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanununun 191. maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur." hükmü kapsamında verildiği gözetilmeksizin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.10.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği, sanığın 07.11.20 17... .09.2018 tarihli eylemleri ihlâl sayılarak 31.05.2019 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, 21.08.2018 tarihli eylem yönünden ise birleştirme talepli 22.07.2019 tarihli iddianame ile doğrudan kamu davası açıldığı ve 07.11.2019 tarihli karar ile dosyaların Mahkemece birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmakla,
28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191/2. maddesinin uygulama koşulları bulunmadığından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca durma kararı üzerine verilen 27.10.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ve sonrasında yapılan işlemlerin hukuki değerden yoksun olduğu, bu kapsamda Mahkemenin 23.01.2017 tarihli durma kararının usulüne uygun olarak kesinleşmiş olduğu gözetildiğinde 18.09.2012 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin kaldığı yerden devam ettiğinin kabulü ile, sanığın 07.11.2017 tarihli eyleminin tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenmiş olması nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191/5. maddesinde öngörülen "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca "davanın düşmesine" karar verilmesi gerekmektedir.
Sanığın 10.06.2010 tarihli eylemi yönünden ise; 5237 sayılı TCK'nın 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun TCK’nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık asli, TCK’nın 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl kesintili zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında;
Sanığın atılı suçu 10.06.2010 tarihinde işlediği, zamanaşımı süresinin, sanık hakkında Bakırköy 14. Sulh Ceza Mahkemesince verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair kararın kesinleştiği 03.12.2012 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 14.03.2013 tarihi arasında durduğu, yargılamanın başladığı tarihte yeniden işlemeye başladığı, yine, sanık hakkında verilen 23.01.2017 tarihli durma kararının kesinleştiği tarih ile denetim süresi
içerisinde işlediği suç tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin durduğu, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, suç için öngörülen olağan zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi;
"Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Bakırköy 34.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2023 tarihli ve 2022/244 Esas, 2023/122 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
C. 5271 sayılı CMK'nın 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden;
Hüküm fıkrasının; "sanık hakkındaki 10.06.2010 tarihli eylem nedeniyle açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, 07.11.2017 tarihli eylem nedeniyle açılan kamu davasının ise kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği DÜŞMESİNE" şeklinde DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.06.2025 tarihinde karar verildi.
Kaynaklar
- Yargıtay kaynak belge ID: 1199890700