Makale

Dijital Delillerde Uzman İncelemesi, Bilirkişilik ve Teknik Görüşün Hukuki Sınırları

YazarAv. Ramazan Sertan SafsözAvukat

Yayımlandı
Güncellendi
Dijital Delillerde Uzman İncelemesi, Bilirkişilik ve Teknik Görüşün Hukuki Sınırlarıwww.adlibilisim.org

Dijital delilin teknik yapısı, mahkemenin doğrudan değerlendiremeyeceği uzmanlık soruları içerebilir. Bir veri tabanının çözülmesi, silinen kaydın anlamı veya ağ günlüğündeki alanların eşleştirilmesi özel bilgi gerektirebilir. Bilirkişilik bu ihtiyacı karşılar; ancak yargısal kararın yerine geçmez. Uzman, teknik bulgunun neyi gösterdiğini ve hangi sınırlar içinde yorumlanabileceğini açıklar. Delilin hukuka uygunluğu, suçun unsurları ve kişinin sorumluluğu hakkındaki nihai değerlendirme mahkemeye aittir.

Bir raporun uzun olması veya çok sayıda teknik terim içermesi, bilimsel güvenilirliğini kendiliğinden artırmaz. İncelemenin doğru soruya yönelmesi, uygun veriyi kullanması ve sonucunun yeniden denetlenebilmesi gerekir. Kaynağı açıklanmayan ekran görüntüleriyle kesin kanaat bildiren rapor, ayrıntılı görünse de eksik olabilir. Teknik otorite, yöntem ve gerekçenin yerini tutmamalıdır. Mahkeme uzman görüşünü değerlendirirken bu ayrımı korumalıdır.

Bilirkişiye hangi soru yöneltilir?

CMK 63, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi görüşüne başvurulmasını düzenler. Genel bilgi veya hukuki değerlendirmeyle çözülebilecek meselelerin bütünüyle bilirkişiye devredilmesi uygun değildir. Dijital delil bakımından soru, örneğin belirli kayıtların hangi işlemle oluştuğu veya iki kopyanın uyumu olabilir. “Sanık suç işlemiş midir” şeklindeki genel soru teknik incelemenin sınırını aşar.

İyi kurulmuş görev, incelenecek nesneyi ve cevaplanacak teknik soruyu belirler. Belirli tarih aralığındaki kullanıcı işlemleri araştırılacaksa, hangi sistem kayıtlarının kullanılacağı açıklanabilir. Bütün cihaz arşivinin amaçsız biçimde taranması, hem gereksiz veri işleme hem de belirsiz sonuç riski yaratır. Görevin kapsamı ile kullanılan yöntem uyumlu olmalıdır. Uzman, kendisine verilen sorunun mevcut verilerle cevaplanamadığını da bildirebilmelidir.

Görevlendirme sırasında kaynak, aidiyet ve bütünlük soruları ayrılabilir. Bir dosyanın değişmemiş olmasıyla belirli kişinin onu oluşturması farklı teknik araştırmalardır. Bilirkişiden yalnız “doğrulama” istenmesi hangi konunun inceleneceğini belirsiz bırakabilir. Soruların ayrıştırılması, eksik veriyi ve gerekli karşılaştırma materyalini görünür kılar. Mahkeme de gelen raporun görevi gerçekten karşılayıp karşılamadığını daha kolay değerlendirebilir.

Uzmanlık alanının somut işle uyumu

Adli bilişim tek tip bilgi alanı değildir. Mobil cihaz çözümlemesi, ağ trafiği, bulut sistemleri, görüntü incelemesi ve kripto varlık analizi farklı yetkinlikler gerektirebilir. Kişinin genel bilişim deneyimi, bütün bu alanlarda aynı düzeyde uzman olduğu anlamına gelmez. Görevin niteliğiyle uzmanlığın ilişkisi değerlendirilmelidir. Gerekirse farklı disiplinlerin katkısı alınabilir; ancak her uzmanın hangi sorudan sorumlu olduğu açık tutulmalıdır.

Kullanılan aracın lisansına sahip olmak da yöntemsel yeterlilikle aynı değildir. Uzman, aracın ürettiği alanları ve bilinen sınırlamalarını anlamalıdır. Desteklenmeyen sürüm veya veri biçimiyle karşılaşıldığında bunu raporda belirtmelidir. Yazılımın sonuç üretmesi, sonucun doğru yorumlandığını garanti etmez. İnceleme yalnız otomatik çıktının dosyaya eklenmesinden ibaret kalmamalıdır. Teknik sorumluluk, aracın nasıl kullanıldığını açıklamayı da içerir.

Birden fazla uzmanın hazırladığı raporda ortak sonuç kadar görev dağılımı da anlaşılır olmalıdır. Bir uzman edinimi, diğeri içerik çözümlemesini yapmış olabilir. Her aşamanın verisi ve sınırı kayıt altına alınır. İmzaların çokluğu, yöntemsel eksikliği otomatik gidermez. Uzmanlar arasında görüş ayrılığı varsa bunun teknik dayanakları belirtilmelidir. Mahkeme yalnız çoğunluk sayısına göre değil, gerekçenin gücüne göre değerlendirme yapmalıdır.

Bağımsızlık ve hukuki değerlendirme yasağı

6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu, bağımsızlık, tarafsızlık ve objektiflik ilkelerini düzenler. Bilirkişinin uzmanlık alanı dışına çıkarak hukuki nitelendirme yapmaması gerekir. Dijital kaydın belirli hesaptan üretildiği teknik tespit olabilir; bunun suç kastını kanıtladığı sonucu ise hukuki değerlendirme içerir. Raporun dili bu sınırı korumalıdır. Teknik kanaat, suçluluk hükmü gibi yazılmamalıdır.

Tarafsızlık, yalnız taraflardan biriyle doğrudan ilişki bulunmaması değildir. İncelemeciye verilen ön bilgi ve seçilen veri de yorumunu etkileyebilir. Sadece suçlamayı doğrulayan örneklerin sunulması, alternatif açıklamaların görülmesini engelleyebilir. Uzman, gerekli bağlamın eksik olduğunu fark ettiğinde ek veri isteyebilir. Rapor, ön kabulleri ve incelenemeyen alanları açıklamalıdır. Bilimsel yaklaşım, ilk iddiayı doğrulamakla sınırlı değildir.

Olay hakkında daha önce hazırlanmış raporla karşılaşılması da eleştirel incelemeyi gerektirir. Önceki sonuç, yeni incelemenin başlangıç varsayımı haline gelmemelidir. Kaynaklar ve yöntemler yeniden değerlendirilir. Aynı veriler aynı sonucu destekleyebilir; ancak bunun gerekçesi gösterilmelidir. Önceki raporun cümlelerini tekrar etmek, bağımsız teknik doğrulama değildir. Yeni rapor hangi soruyu yeniden incelediğini ve neyi kontrol ettiğini anlatmalıdır.

Bilimsel mütalaanın muhakemedeki yeri

CMK 67'nin altıncı fıkrası, ilgili kişilerin olay veya bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alabilmesini düzenler. Tarafça alınan görüş, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi raporuyla usulen aynı işlem değildir. Bununla birlikte içerdiği somut teknik itirazlar yalnız tarafın sunduğu gerekçesiyle değersiz sayılmamalıdır. Görüşün yöntemi, verisi ve gerekçesi incelenmelidir. Etiketi yerine bilimsel içeriği değerlendirilir.

Özel uzman görüşü de denetlenebilir olmalıdır. Uzmanın hangi dosyalara eriştiği, inceleme kapsamı ve kullandığı araçlar açıklanır. Yalnız taraf anlatımına dayanarak başka raporu kesin biçimde yanlış ilan etmek yeterli teknik gerekçe oluşturmaz. Kaynak veriye erişilememişse bu sınırlama belirtilmelidir. Eleştiri, mevcut raporun hangi adımında hangi hatanın bulunduğunu somutlaştırdığında yargılamaya daha fazla katkı sağlar.

CMK 67/6, yalnız bilimsel mütalaa alınması nedeniyle ayrıca süre istenemeyeceğini de belirtir. Bu düzenleme, teknik görüşün yargılama içindeki zamanlamasının önemini gösterir. Ancak somut savunma hakkı ve inceleme imkanı sorunları kendi koşullarında değerlendirilmelidir. Görüş sunulması, muhakemenin bütün usul kurallarını değiştirmez. Taraflar ve mahkeme, gerekli teknik tartışmanın etkili biçimde yapılabilmesini gözetmelidir.

Kaynak veriye erişim ve inceleme kapsamı

Bilirkişinin gördüğü ham verilerle taraflara sunulan özet arasında fark bulunabilir. Savunmanın yalnız sonuç tablosuna erişmesi, yanlış eşleştirme veya eksik bağlam iddiasını sınamasını güçleştirebilir. Gerekli teknik veriye erişim koşulları değerlendirilmelidir. Üçüncü kişilerin mahremiyeti korunabilir; fakat sınırlama aleyhe kullanılan çıkarımı denetlenemez hale getirmemelidir. Uygun yöntem, somut veri ve itirazın niteliğine göre belirlenir.

AİHM Büyük Dairesinin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında elektronik delile ilişkin etkili itiraz ve yargısal inceleme sorunları önem taşımıştır. Karar, her dijital kaydın otomatik olarak geçersiz olduğu biçiminde okunamaz. Somut yargılamadaki güvencelerin bütününe ilişkin değerlendirme yapılmıştır. Dijital delil raporlarında bundan çıkarılabilecek yöntemsel ders, belirleyici teknik iddiaların anlamlı biçimde sorgulanabilmesi ve mahkemece gerekçeli değerlendirilmesidir.

Erişim sınırlaması varsa hangi bilginin hangi nedenle verilmediği belirtilmelidir. Güvenlik veya gizlilik gerekçesi genel bir formülle bırakılmamalıdır. Sınırlandırılmış kopya, belirli alanlara erişim veya uzman aracılığıyla inceleme gibi seçenekler değerlendirilebilir. Her olayda aynı yöntem zorunlu değildir; amaç, hakları korurken teknik itirazı işlevsiz bırakmamaktır. Mahkeme, seçilen yöntemin uyuşmazlığı çözmeye yetip yetmediğini incelemelidir.

Araç doğrulaması ve hata kaynakları

NIST'in dijital incelemenin bilimsel temellerine ilişkin çalışması, yöntemlerin kapsamını ve teknik sınırlamalarını değerlendirmek için önemli bir kaynaktır. Adli bilişimde tek bir genel hata oranı bütün işlemleri açıklamaz. Dosya kurtarma, tarih çözümleme ve görüntü sınıflandırma farklı sorunlar içerir. Rapor hangi işlemin yapıldığını belirlemeli ve ilgili belirsizlikleri açıklamalıdır. Bütün alan için tek başarı yüzdesi vermek yanıltıcı olabilir.

Kritik bir bulgu başka yöntemle kontrol edilebilir. Örneğin yazılımın çözdüğü tarih alanı ham kayıtla karşılaştırılabilir veya başka araçla yeniden okunabilir. Ancak iki aracın aynı sonucu vermesi tek başına mutlak doğruluk garantisi değildir; aynı varsayımı kullanıyor olabilirler. Kontrolün neyi doğruladığı belirtilmelidir. Yöntem tekrarıyla bağımsız doğrulama arasında fark vardır. Uzman bu farkı raporun sonucuna yansıtmalıdır.

İnceleme sırasında hata mesajları veya okunamayan alanlar oluşmuşsa bunlar gizlenmemelidir. Verinin hangi bölümünün erişilemediği, sonuca etkisiyle birlikte açıklanır. Başarılı görünen birkaç çıktı, başarısız bölümlerin önemsiz olduğunu kanıtlamaz. Buna karşılık ilgisiz bir alandaki hata bütün raporu otomatik geçersiz kılmaz. Somut etkisi araştırılmalıdır. Mahkeme, teknik eksikliği ancak bu açıklamalarla doğru ağırlıkta değerlendirebilir.

Bulguyla çıkarım arasındaki dil

Raporda “dosya cihazda bulundu” cümlesi gözlenen durumu anlatır. “Kullanıcı dosyayı bilerek indirdi” cümlesi ise ek açıklama gerektirir. Otomatik eşitleme veya önbellek gibi mekanizmalar araştırılmadan ikinci sonuca geçilmemelidir. Teknik çıkarımın dayanakları açıkça yazılmalıdır. Gözlem, yorum ve hukuki sonuç aynı paragrafta birbirine karıştığında raporun denetlenmesi zorlaşır. Dilin kesinliği verinin gücüyle uyumlu olmalıdır.

Olasılık ifade eden kelimeler de dikkatli seçilmelidir. “Uyumludur” demek, tek mümkün açıklamanın bulunduğu anlamına gelmez. “Dışlanamaz” ifadesi ise o ihtimalin somut olarak desteklendiğini göstermeyebilir. Uzman kullandığı kavramı açıklamalı ve alternatifler arasında hangi ayrımın yapılabildiğini belirtmelidir. Belirsiz ifadeler, mahkemenin kendi teknik varsayımını kurmasına yol açmamalıdır. Rapor, sonucun sınırını anlaşılır biçimde göstermelidir.

Yüzde biçimindeki kanaatler bilimsel dayanak gerektirir. Bir hesabın yüzde belirli olasılıkla kişiye ait olduğu söyleniyorsa bu hesabın nasıl yapıldığı açıklanmalıdır. Kişisel tecrübenin sayısallaştırılması, doğrulanmış istatistiksel yöntemle aynı değildir. Dayanağı olmayan rakam, rapora görünürde kesinlik ekler. Mahkeme, sayının teknik modelden mi yoksa öznel kanaatten mi geldiğini değerlendirmelidir. Gerektiğinde açıklama istenmelidir.

Çelişen raporların giderilmesi

İki rapor farklı sonuca ulaştığında önce aynı veriyi ve aynı soruyu inceleyip incelemedikleri belirlenmelidir. Biri bütün disk kopyasını, diğeri seçilmiş dosyaları kullanmış olabilir. Tarih dönüşümü veya yazılım sürümü de farklı sonuç doğurabilir. Çelişki yalnız sonuç cümleleri karşılaştırılarak çözülemez. Veri kapsamı, yöntem ve varsayımlar yan yana değerlendirilmelidir. Teknik farkın hangi aşamada oluştuğu araştırılır.

Ek rapor alınması her zaman yeterli olmayabilir. İlk raporun temel yöntemine yönelik somut itiraz varsa, yalnız aynı sonucun tekrarlanması sorunu çözmez. Bilirkişinin dinlenmesi, yeni sorular yöneltilmesi veya başka uzman incelemesi gerekebilir. Seçilecek yol çelişkinin niteliğine göre belirlenir. Amaç rapor sayısını artırmak değil, karar için önemli teknik soruyu cevaplamaktır. Çözülemeyen farklar gerekçede korunmalıdır.

Mahkemenin raporlar arasında tercih yapması mümkündür; fakat tercih gerekçelendirilmelidir. Uzmanın unvanı veya kurumunun adı tek başına bütün teknik itirazları karşılamaz. Hangi yöntemin neden daha uygun bulunduğu ve karşı görüşteki somut hataların nasıl değerlendirildiği açıklanmalıdır. Teknik rapor, yargısal denetimin dışına çıkan ayrı bir otorite alanı oluşturmaz. CMK 217 kapsamındaki delil değerlendirmesi bilirkişi görüşünü de içerir.

Somut soru üzerinden rapor denetimi

Varsayımsal olayda bir günlük satırının kullanıcıya ait işlem olduğu ileri sürülsün. Bilirkişi önce satırın üretildiği sistemi ve alanların anlamını belirlemelidir. Ardından hesap kimliğiyle gerçek kişi arasındaki bağlantıyı araştırır. Otomatik işlem veya ortak hesap ihtimali somut verilerle sınanır. Yalnız kullanıcının adının tabloda görünmesi, bütün araştırmayı tamamlamaz. Sonuç, gerçekten doğrulanan işlem ve kişi bağlantısıyla sınırlandırılmalıdır.

Karşı görüş, tablonun tarih alanının yanlış saat dilimine çevrildiğini gösteriyorsa bu itiraz yeniden hesaplamayla sınanabilir. Düzeltilen saat kişinin erişim imkanını değiştiriyorsa aidiyet sonucu da yeniden değerlendirilir. Teknik hata küçük görünse bile hukuki etkisi büyük olabilir. Buna karşılık değişiklik isnadı etkilemiyorsa bunun nedeni açıklanır. Rapor, hatanın varlığıyla sonuca etkisini ayrı değerlendirmelidir.

Uzman, kaydın hangi işlemle oluştuğunu belirleyemediğinde bunu açıkça söylemelidir. Eksik veriyi deneyime dayalı tahminle kesinleştirmek bilimsel mütalaanın işlevini zayıflatır. Mahkeme başka delillerle değerlendirme yapabilir; ancak teknik boşluğun varlığını bilmelidir. Bilirkişiliğin değeri bütün sorulara kesin cevap vermekte değil, mevcut bilgiyle hangi sonuçların savunulabileceğini dürüst ve denetlenebilir biçimde açıklamaktadır.

Duruşmada teknik açıklamanın işlevi

Bilirkişinin duruşmada dinlenmesi, rapordaki belirsiz ifadelerin açıklanmasına ve somut soruların yöneltilmesine imkan verebilir. Bu açıklama yalnız sonuç cümlesinin tekrarından ibaret kalmamalıdır. Kaynak verinin neden yeterli görüldüğü, hangi alternatiflerin araştırıldığı ve karşı görüşteki itirazların nasıl değerlendirildiği anlaşılır biçimde anlatılmalıdır. Teknik terimler kullanılması gerektiğinde bunların hukuki uyuşmazlıkla ilişkisi kurulmalıdır. Mahkemenin ve tarafların yöntemi anlaması, raporun sağlıklı değerlendirilmesine katkı sağlar.

Uzman yeni soruyu cevaplamak için ek incelemeye ihtiyaç duyuyorsa, duruşmada hazırlıksız kesin kanaat bildirmek yerine bu ihtiyacı belirtmelidir. Önceki raporun kapsamı dışında kalan veri üzerinde anlık tahmin yapılması hataya yol açabilir. Ek çalışmanın hangi soruyu çözmek için gerekli olduğu açıklanır. Böylece araştırma hedefi belirlenir ve gereksiz genişleme önlenir. Cevabın gecikmesiyle cevabın bilimsel temelden yoksun olması aynı sorun değildir.

İnceleme notları ve yeniden denetim

Çalışma sırasında kullanılan filtreler, arama ifadeleri ve dışa aktarma seçenekleri gerektiğinde sonucun yeniden üretilmesini sağlar. Rapor bütün işlem günlüklerini metne taşımak zorunda değildir; ancak dayanakların korunması önemlidir. Özellikle seçilmiş kayıtlar üzerinden çıkarım yapılıyorsa seçimin ölçütleri bilinmelidir. Hangi satırların dışarıda bırakıldığı anlaşılmadan kapsamın yeterliliği değerlendirilemez. Teknik rapor, yalnız nihai tabloyu değil o tabloya ulaşan yöntemi de açıklamalıdır.

İkinci incelemeci aynı sonucu elde edemediğinde neden araştırılır. Veri sürümü, araç ayarı veya yorum farkı söz konusu olabilir. Tekrar üretilemeyen sonucun etkisi, isnadın hangi bölümünü desteklediğine göre değerlendirilir. Her fark bilimsel kusur değildir; fakat açıklanamayan farkın raporda saklanması kabul edilebilir denetim sağlamaz. Uzman görüşü, eleştiriye açık olduğu ölçüde yargısal karara güvenilir teknik dayanak sunabilir.

Mahkeme gerekçesinde raporun yalnız sonuç bölümünü aktarmakla yetinmemelidir. Karara etkili teknik itirazların nasıl çözüldüğü ve hangi bulguların kişiye ilişkin sonuca bağlandığı gösterilmelidir. Böylece kanun yolu incelemesinde raporun varlığı kadar, ona neden ve hangi kapsamda güvenildiği de değerlendirilebilir. Bilirkişilik yargısal gerekçeyi destekler; gerekçe yazma sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Kaynaklar

  1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, ilgili arama, bilirkişilik ve delil hükümleri.Erişim: Kaynağı aç
  2. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu, özellikle m.3; TBMM kabul metni.Erişim: Kaynağı aç
  3. NIST IR 8354, Digital Investigation Techniques: A NIST Scientific Foundation Review, 2022.Erişim: Kaynağı aç
  4. NIST SP 800-86, Guide to Integrating Forensic Techniques into Incident Response, 2006.Erişim: Kaynağı aç
  5. AİHM Büyük Daire, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye, B. No.15669/20, 26.09.2023, resmi karar özeti.Erişim: Kaynağı aç